Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

BAŞMÜFETTİŞİN "ALEVİSTAN" İFTİRASI

Din bir inanç sistemidir. Allah’ın ayetlerini tebliğ eden peygamberlerin etrafında toplanan insanların inançlarını yaşamak istemeleri ile filizlenir; zamanla başka insanların da katılmalarıyla inananları mezheplere ve tarikatlara bölünür. Çeşitli toplumlarda farklı şekillerde uygulanır. Her toplumun yaşam tarzı ve kültürel gelişmesi algılanmasında ve uygulanmasında farklı yapılar oluşturur.
Bu farklılıkların oluşmasında o toplumun yöneticilerinin de büyük katkıları bulunmaktadır. İktidar hırsı, sahip olma arzusu, para ve makama tamah bu yöneticilerin dini kullanmalarına yol açar. Dini iktidarlarını sağlamlaştırmanın aracı görürler. Zamanla din, dinsel niteliklerini kaybeder, ismi olan cismi olmayan bir duruma gelir. Öyle ki; iktidar hırsı dinin kurucularının suçlanmasına dahi yol açar. Kendi siyasal düşüncelerini tek doğru olarak gösteren, diğer görüşleri yasaklayıp yok etmeye çalışan bu zihniyet kendilerini kutsallaştırarak dini alt-üst eder.
Tarihte bunlar yaşanmıştır. Hz. Muhammet’in tebliğ ettiği ayetleri tartışmak isteyen şahıslar türemişti. Hz. Muhammet’in yaşadığı dönemde yaşamış olan başka hiçbir bir özelliği olmayan şahıslar ashap-saha ünvanlar verilerek kutsallaştırılmışlar, dokunulmaz, eleştirilemez, reddedilemez hale getirilmişlerdir.
Bir yandan “İslam dininde ruhban sınıfı yoktur” diyenler; öte yandan ne idiğü belli olmayan çöl bedevilerini her şeyin üstünde göstererek 1400 yıldır başımıza bela etmişlerdir.
Bu konuda öyle ileri gitmişlerdir ki Hz. Hamza’yı kahpece şehit eden Vahşi isimli melunu, Veysel Karani gibi yüce bir insandan üstün göstermeye çalışmışlardır. Çünkü sahabe değilmiş! Sahabeye dil uzatılamazmış! Sahabelerin hepsi cennete gidecekmiş! Zekaya bak! Vahşi cennete gidecek, Hz. Hamza da şehit edildiği ile kalacak!
Bunlar Hinde adlı aşifteye, Ebu Süfyan, Muaviye, Mervan gibi melunlara hazret demekten çekinmemişlerdir.
Allah’ın işine karışmak isteyenler, Hz. Muhammet’ten kendi arzularına göre Ayet gelmesini talep etmişlerdir. Bu konuda Ömer; “Allah kadınların örtünmesini ve içkinin yasaklanmasını emreden Ayetler göndersin” diyecek kadar ileri gitmiştir.
Hz. Muhammet’ten sonra iktidara gelenler önce kendilerini kutsallaştırmışlar; zorla biat toplamışlar kabul etmeyenleri ölümle tehdit etmişlerdir. Evini senin ve çocukların ile birlikte yakacağız diyecek kadar alçaklaşmışlardır. Hz. Fatma’yı döverek karnındaki çocuğu düşürmesine sebep olan bu melunlar Peygamber’in kızını şehit etmişlerdir. Ehlibeyt’in annesi Hz. Fatma’yı şehit edenlerin tamama yakını da sahabe olduğuna göre, bunlar da cennete gidecekler!
Sahabelerden şefaat istenirmiş! Bunlar da din duygusu da kalmamış, ar damarları çatlamış.
Bunlar için önemli olan para ve makamdır. Bunun dışında önemli olan başka bir şey yoktur. Bu durumu Muaviye’nin ibret alınması gereken şunu kanıtlıyor.
Bir gün Muaviye’nin yanına gelen bir kişi onun hem kendisine, hem ailesine, hem de atalarına küfreder. Muaviye gülerek: “Bu dama on kese altın verin” der. Şaşırıp, niye böyle davrandığını soranlara da adamı sevdim, çünkü iktidarımda gözü yok” der. Yalan hadisler ve rivayetler de uyduran bu iktidar sahipleri İslam Dini’nin bugünkü duruma gelmesinin sorumluları.
Bugün İslam dini ikiye bölünmüş bulunmaktadır.
1) Müminlik (Alevilik)
2) Müslümanlık (Sünnilik-Şiilik).
Bu ayırım Kur’an-ı Kerim’de bizzat Allah tarafından yapılmıştır. Hucurat Suresi 14. ayet şöyledir: “Onlar iman ettik dediler. De ki: Siz iman etmediniz. Ancak MÜSLÜMAN olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah’a ve Resul’üne itaat ederseniz Allah ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
Hucurat Suresi 15. ayet ise şöyledir: “MÜMİNLER ancak şu kimselerdir ki, Allah’a ve Resul’üne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü-sözü birbirine uyanlar.”
İŞTE ALEVİLİK BUDUR. ALEVİLİĞİN TANIMI HUCURAT SURESİ’NİN 15. AYETİ’NDE YAPILMIŞTIR.
Hucurat Suresi’nin 14. Ayeti’nde tanımı yapılanlar 1400 yıldır yaptıklarını bugün de yapmaya devam ediyorlar.
Alevilerin ibadet yeri CAMi olmalıdır diyorlar. CEMEVLERİ’ne cami işlevi vermek milletin bölünmesine yol açar diyorlar. Alevilerin ALEVİSTAN hayali var diyorlar. Alevilerin TOPRAK TALEBİ var diyorlar. Derler, çünkü; derslerini hocaları MUAVİYE’den almışlar. O melun da: “Biz ehl-i sünnet’iz Ali değil” demişti. Şah-ı Merdan’a icat ettiği minarelerden küfrettirmişti. Bunlar da ne de olsa O’nun öğrencileri olduğu için davranıyorlar.
HZ. ALİ’NİN REDDETTİĞİNİ BİZİM KABUL ETMEMİZİ BEKLEYENLERİN AKLI DA FİKRİ DE BOZUKTUR. Çünkü; Hz. Ali: “Şer işten hayır bekleyenlerin aklı da fikri de bozuktur” demişti. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın nuru yeryüzünden hiçbir zaman eksik olmaz” ayeti vardır.
ALLAH’IN NURU EHL-İ BEYTT’TİR. BİZ EHL-İ BEYT’İN YOLUNDAYIZ. BU YOLDAN DÖNMEYİZ. ALEVİYİZ, ALEVİ KALACAĞIZ.
Bizi camilere çağıranlara soruyorum; Anadolu’nun dört bir tarafında Anadolu Erenleri’nin, Horasan Pirleri’nin, Gaip Erenler’in, Rumeli Pirleri’nin Dergahları, türlü makamları var.
PİRLERİMİZİN DERGAHLARINDA; TÜRBELERİNDE; MAKAMLARINDA KENDİLERİNİN ZAMANINDA CAMİ VAR MIYDI? PİRLERİMİZ 5 VAKİT NAMAZ MI KILIYORDU?
Arşivler, tarihi belgeler ortada. Dergahlarımız, türbelerimiz yerlerinde duruyor. Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda, Karacaahmet Dergahı’nda, Abdal Musa Sultan Dergahı’nda, Şahkulu Sultan Dergahı’nda, Seyyit Sücaettin Dergahı’nda, Seyyit Battal Gazi Dergahı’nda, Seyyit Mahmut Hayrani Dergahı’nda, Erikli Baba Dergahı’nda, Seyyit Ali Sultan Dergahı’nda, Kul Himmet Dergahı’nda, Pir Sultan Dergahı’nda, Veli Baba Dergahı’nda, Garip Baba Dergahı’nda, Hıdır Abdal Sultan Dergahı’nda, Sarı Saltuk Türbesi, Düzgün Baba Türbesi’nde, diğer dergahlar ve türbelerimizde, makamlarımızda pirlerimizin yaşadığı dönemde cami var mıydı?
TEK BİR TANE ÖRNEK GÖSTEREBİLİR MİSİNİZ?
Biz kimseye Kilise’ye, Havra’ya, Sinagok’a, Cami’ye gitmeyin, Cemevi’ne gelin diyoruz mu ki, siz bize Cemevi’ne gitmeyin Cami’ye gelin diyorsunuz. Biz size 5 vakit namaz kılmayın, Ayin-i Cem yapıp, semah dönün diyoruz mu ki, siz bize gelin 5 vakit namaz kılın diyorsunuz.
BİZİM NASIL İBADET ETTİĞİMİZ SİZİ NİÇİN İLGİLENDİRİYOR?
Kendi inancınızı tek doğru olarak gösterme hakkını size kim verdi? Kur’an-ı Kerim’deki “İnançlarınız kendi zanlarını belli olmaz hangi zanın doğru olduğu” ayeti’nden haberiniz yok mu? Haberiniz var da, görmezlikten mi geliyorsunuz?
ŞUNU İYİCE ÖĞRENİN: CEMEVİ, CEMEVİ’DİR; ALEVİLERİN İBADET YERİDİR. CAMİ, CAMİ’DİR; SÜNNİ’LERİN İBADET YERİDİR.
KİMSENİN CEMEVLERİNE CAMİ İŞLEVİ VERDİĞİ YOK. BÖYLE BİR ŞEY CEMEVİNİN NİTELİĞİNE AYKIRIDIR. KİMSENİN CAMİLERE CEMEVİ İŞLEVİ VERİLMESİNİ İSTEDİĞİ DE YOK.
BÖLÜCÜLÜK YAPMAYIN. HALKIN İNANÇLARI İLE OYNAMAYIN. BOŞU BOŞUNA KURUNTUYA KAPILMAYIN. KİMSEYİ DE SUÇLAMAYA KALKIŞMAYIN.
HİÇ KİMSE BİR BAŞKASINA NASIL İNANACAĞINI SORMAK ZORUNDA DEĞİLDİR. ŞÖYLE İNANACAKSIN DEMEYE DE HİÇ KİMSENİN HAKKI YOKTUR. HİÇ KİMSE BUNU DEMEYE CÜRET DAHİ EDEMEZ.
Alevilerin TOPRAK TALEBİ varmış! ALEVİSTAN hayali içindeymişiz.
BEYLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ BABANIZDAN MİRAS MI KALDI? BU ÜLKE SİZİN ÖZEL MÜLKİYETİNİZ Mİ? YOKSA ÇİFTLİĞİNİZ Mİ? HADDİNİZİ BİLİN. HER KARIŞ TOPRAĞINI ŞEHİT KANI İLE SULADIK. KUVAAYI MİLLİYE’NİN KURUCUSU BİZİZ. ATATÜRK’ÜN EN BÜYÜK YARDIMCISI BİZİZ. BİZBU ÜLKENİN YURTTAŞLARIYIZ. SAHİPLERİYİZ. KİMİN MALINA SAHİP ÇIKIYORSUNUZ. EDİRNE’DEN KARS’A; SİNOP’TAN ANTALYA’YA KADAR BU ÜLKENİN TAMAMININ ÖZ SAHİPLERİYİZ.
MİSAK-I MİLLİ SINIRLARINI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE BİRLİKTE ÇİZDİK. MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇERİSİNDEKİ VATANIN TAMAMI BİZİM.
İNSANLAR KENDİ TOPRAKLARINDAN TALEPTE BULUNMAZLAR, O TOPRAKLARA SAHİP ÇIKARLAR.
BUNU UNUTMAYIN.
AKLINIZI DA BAŞINIZA TOPLAYIN.
Saçma sapan konuşarak insanlar arasında din ve mezhep bölücülüğü yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ile Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişi Abdülkadir Sezgin Devlet memurudur.
Şimdi bekliyorum. Bakalım Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu üyeleri bu kişiler hakkında ne yapacaklar. Bu şahısları görevlerinden azledip, Devlet Memurluğu’ndan çıkaracaklar mı? Yoksa hiçbir şey olmamış gibi mi davranacaklar?
BEKLEYECEĞİZ VE GÖRECEĞİZ.
Karacaahmet Sultan Derneği