Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

KARACAAHMET ULU VELİ AKILLANIR GELEN DELİ

descrKARACAAHMET ULU VELİ AKILLANIR GELEN DELİ KARACAAHMET SULTAN DERGAHI

Anadolu da; sağlığında sevilen sayılan,buyruğunda gidilen,ulu kişiler; vefat ettiklerinde bunlara saygının sevginin bir ifade biçimi olarak mezarlarının bulunduğu mekanlar halkın kutsadığı yerlere dönüşür.O’nun inananları sağlığında olduğu gibi Hakk’a yürüdükten sonra da acılarını ve sevinçlerini Onlar’ın yattıkları mekanı ziyaret ederek paylaşırlar.


Bu karşılıklı sevgi,saygı ve inanç ilişkisi süreç içinde kurumlaşarak inanç merkezi halinde gelebilir. İşte “Karacaahmet Sultan Dergahı”da benzer biçimde oluşmuştur.Karaca Ahmet Sultan adı Anadolu’da yaygın olarak bilinen bir kişiliktir.Bugün kendi ismi ile anılan İstanbul –Üsküdar’daki Karacaahmet Sultan Dergahı O’nun Hakk’a yürümesinden sonra; O’nun sevenleri sayanları, O’nun sevenleri, sayanları, O’nun bu dünya ve öte dünyaya ilişkin buyruklarına inanmalarının ziyaretleri sonucu oluşmuş bir inanç merkezidir.


Karaca Ahmet Sultan’ın Türkistan ‘dan Anadolu’ya gelen Alp erenlerden olduğunu XIII.XIV.Yüzyıllarda yaşadığını kaynaklar belirtmektedir.(1) O yıllarda Anadolu’ya yerleşmiş olan Hoca Ahmet Yesevi halifelerinden Hünkar Hacı Bektaş Veli ile buluştuğu O’nun yakınları olan ;Abdal Musa Sultan Geyikli Baba,Kızıl Deli Sultan, Sarı Saltuk Sultan,Kolu Açık Hacim Sultan ,Taptuk Emre gibi birçok Anadolu’yu irşat etmek içinde yapılan görev bölümüne katıldığı anlaşılmaktadır.


Kaynaklar ;Karaca Ahmet Sultan’ın Hacı Bektaş Veli’nin yanında dervişlik hizmeti yaptığı O’nun tarafından yetişitirildiği Alevilik ‘te 12 Hizmetten biri olan “Gözcü”lük görevinin bizzat Pir Hacı Bektaş Veli tarfından verildiği o günden beri kendisinin “Gözcü Karaca Ahmet Sultan” diye anıldığını,bugün Alevi cemlerindeki “Gözcü”lük hizmetinin hala O’nun ismi ile yapıldığını kaydetmektedir.


Hacı Bektaş Veli’nin Vilayetnamesinde Hacı Veli’nin Karaca Ahmet Sultan’a ; “Karaca’m ,Karaca’m.....bir yerde mekanın olsun,kırk yerde çerağın yansın.....! dediği yazılıdır.


Buradan anlaşılan ;O’nun biryerde yerleşip oturması ama sayısız yerde çerağının yanması çevresini aydınlatılması ,çevresindeki insanları irşat etmesidir.Karaca Ahmet Sultan’ın Anadolu’da yedi yerde mekanının olduğu yani yatırının olduğunu da tarihi ile ilgili yazılılanlardan öğreniyoruz.Bunlar; Manisa, Aydın, Afyon, Sivrihisar ve İstanbul ‘dur. Manisa’daki ;Akhisar /Karaköy’de ,Eşme deki ,Karaca Ahmet Köyü’nde annesi Sultan Ana ‘nında mezarı olduğu biliniyor.


Karaca Ahmet Sultan’ın adı Manisa ve Afyon Karahisar’ın fetihlerinde de geçiyor.1371 tarihli Saruhan Oğulları’nın son hükümdarı İshak Çelebi ‘nin vakıf olarak bağışladığı topraklar için düzenlenen Vakıfnamede; “Süleyman Horosani oğlu Karaca Ahmet” diye imzası bulunuyor.


1397 tarihinde düzenlenen bir başka vakfiyede ise ; “Gökçeağaç denilen iki kıt’a arazinin Cem’isinden gelen hasılat Eş-şeyh arif-i billah Karaca Ahmet Tekkesi’nin misafirleriyle Tekkenin sakinlerine orada yapılmış merkadın hizmetçileri ile gelip gidenlere ,halin iktizasına göre tamamıyle sevkedilecektir.” Deniyor. Bu bilgiden


Karaca Ahmet Sultan’ın bu tarihte hayatta olmadığı anlaşılıyor.


Karaca Ahmet Sultan’ın doğum tarihi bilinmiyor.Horasanda doğduğu orada yetiştiği babasının Ehlibeyt soyundan gelme bir Türkmen Şahı olduğu söylenceler arasında bulunuyor.


Anadolu’da Hacı Bektaş Veli’nin görevlendirilmesi ile ; Manisa’ya yerleştiği Saruhan Türkmen Beyliği’nin yöneticisi Saruhan Bey’e yardımcı olduğu O’nun ordusuna Hem doktor hem akıncı olduğu Afyon ‘un alınmasında bulunduğu kaynaklarda belirtiyor.1371 de yaşadığı ama tahminen 1397 de Hakk’a yürüdüğü vakfiye belgelerinden anlaşılmaktadır.Manisa,Sivrihisar Akhisar ,Afyon’dan sonra Osmanlı Batı’ya Bizans’a İznik’e doğru uzandıkça biz Karaca Ahmet Sultan Gibi ,bazı Alp Erenler’in İstanbul-İzmit-Bursa yönüne gittiği görüyoruz.Geyikli Baba Geyikli Baba ,Gözcü Baba ,Kartal Baba v.s den sonra Gözcü Karaca Ahmet Sultan’da o yıllarda yani İstanbul’da Kadıköy-Üsküdar bir yere yerleşir.


Dergahı’nın kapısını ardına kadar açarak “yedi kıta,dört iklim ,on sekiz bin alem”e seslenmeye başlar.


İstanbul ,Üsküdar Karaca Ahmet Sultan’ın yerleştiği son yer burası olmuştur.Daha sonrada bu makamı ile anılmıştır.Karaca Ahmet Sultan’ın diğer Anadolu ve Rum erenleri’den bir farklı yanı ise;Ermişliğin dervişliğinin yanında birde hekim evliya olmasıdır.Akıl hastalıklarını tedavi etmesidir.


Bugün Karacaahmet Sultan Dergahı olarak bilinen yer,yıllarca sinir ve ruh hastalıkları tedavi merkezi olarak hastalara “şifa ocağı” olmuştur.Çeşitli tedaviler sonucu hastalıklarına çare bulamayan insanlar Karaca Ahmet Sultan’ın tedavi yöntemleri ile sağlıklarına kavuşmuşlardır.Akşam zincirlerine vurulmuş olarak gelen hastanın ertesi günü elini kolunu sallayarak sağlığına kavuştuğu defalarca gerçeklemiştir..Karaca Ahmet Sultan’ın bu özelliği ününe ün katmış O’nu ölümsüzleştirmiştir. Bugün modern tıbbın gerçekleştirmekte zorlandığı sinir hastalıkları Karaca Ahmet Sultan’ın doğal tedavi yöntemleri ile giderilirmiş. Halk Karaca Ahmet Sultan’ın bu özelliğini şöyle şiirleştirilmiştir.


“Karaca Ahmet ulu Veli”


“Akıllanır gelen deli”


Karaca Ahmet Sultan’ın tedavisi şöyle olurmuş:


Dergaha gelen akıl hastası tomruğa urgan ile sıkıca bağlanarak geceyi dergah avlusunda geçirirmiş.Sabah hasta iplerinden çözülüp mürşide götürülmüştür.Hasta ilk gece iyi olmamış ise ,bir veya birkaç gece daha bu yöntem denenirmiş .Mürşitten başkası görüştürülmez,tuzsuz ekmek ve sebze çorbası dışında yemek verilmez.Düzelme


Görülürse önce ayak ipleri çözülür,mürşit gözetiminde dergah avlusunda gezdirilmiştir.


Karaca Ahmet Sultan’ın oturduğu taşın dövülmesinden yapılan toz su ile karıştırılıp hastaya içirilir.Bu toza cevher denir.Soğuk su ile duş yaptırılır.Bu şok etkisi yapar. Tedavi sırasında hafif olarak müzik dinletilir.Dinletilen müziğin nefes ve semah olduğu tahmin edilmektedir.


Hasta biraz düzelirse toprak ile uğraşması için bağ,bahçe tarımında çalıştırılır.Hafif işler yaptırılır.Tedavi tam 40 gün sürer.Daha fazla konuk edilmez. Hastalardan asla ücret alınmaz.Kadın hastalara ailenin kadınları tarafından tedavi kuralları uygulanır.


Bu tedavi şekli sadece; Karaca Ahmet Sultan’ın İstanbul –Üsküdar’daki Dergahı’nda değil,Manisa ,Erzincan/Kemaliye Ocak Köyü’nde de yakın zamana dek uygulamıştır.Akıl hastası olup ta bir çok tedaviye olumlu cevap vermeyen hastaların bir kısmı yakın zamanlarda bile bu mekanlarda tedavi edilirmiş.


Bu tedavi yöntemlerini yani doğa ile tedavi denilen doğa ile bağlanmayı,soğuk duş tedavisini, şok tedaviyi .


Bir işle uğraşmayı vs.bugün modern tıpta kullanılmaktadır.


Doç.Dr.Bedri Noyan Dedebaba’nın dediğ gibi “Karaca Ahmet Sultan’ın özellikle, bunalım içinde olan halkın sinir ve akıl hastası dediği sağlıkları bozuk kimseleri tedavi ettiğine bakılırsa zamanın psikiyatrisi olduğu” söylenebilir.


Şakayık ,Karaca Ahmet Sultan’ın Orhan Gazi dönemi Türkmen büyükleri arasında sayar.”Acem hükümdarlarından birinin oğlu olup cezbeye düşerek Anadolu’ya geldiğini” yazar.


Tarihçi Ali ise; “Ol tarihte Rum Erenleri’nin şöhretli kutbu Karaca Ahmet Sultan idi,çağında elli yedi bin mürüdi O’nun emri altında idi.” Diye yazıyor.


Künh-ül Ahbar’da Müverrih Ali ise “bu zatın Rum Erenleri’nin namlı kutuplarından biri olup Sivrihisar ‘da oturan Seyyid Nurettin adında bir zat terbiyesi ile seccade nişin”olduğunu yazıyor.


Emircan Sultan’ın halifesi olan Ahmet Fakih’in Konya’daki kitabesinde (Vefat:687h.1288 M9 ise; “Elli yedi bin Rum Erenleri ile Sakarya suyu kenarında toplanmışlardı.Karaca Ahmet bunları gözcüsü idi.” Diyerek Karaca Ahmet Sultan’ın tarihi kişiliğini tanımlıyor.


Karaca Ahmet Sultan’ın Mezarlığı


Karaca Ahmet Sultan’ın Mezarı İstanbul/Üsküdar’da kendi adını verdiği dünyanın en büyük mezarlığı kabul edilen mezarlıktadır. Karaca Ahmet Sultan’ın doğumu gibi ölüm tarihide net olarak bilinmiyor.Mezarını rüyasında gördükten sonra anıt mezar haline Kanuni Sultan Süleymanın kadın efendilerinden Gülfem Hatun yaptırmıştır.


Yatıra, sade bir kapıdan giriliyor.Dar bir koridorun karşısındaki kapı girenleri Karaca Ahmet Sultan’a ulaştırıyor.Yatırın olduğu yer geniş bir salon olup ,bol ışıklı sade bir kubbe ile örtülüdür.Tam orta yerde nadide yeşil puşidelerle örtülü görkemli bir sanduka bulunmaktadır.Yanında büyük bir zikir tesbihi asılı bulunuyor.


Yerler halılarla kaplı olup,camlı vitrinde Karca Ahmet Sultan2ın deve tüyünden örülmüş orijinal hırkası, tesbihi, Sancağı ve diğer eşyaları bulunmaktadır.


Bu mütevazi türbe yaklaşık 700 yıldır O’nun sevenlerinin O’dan şifa bekleyenlerinin ,yardım dileyenlerin ardına dek açık kapısı olarak hizmete devam ediyor.


Türbede ,giriş kapısının solundaki kapıdan içeri girilince üç mezar ziyaretçileri karşılar.Bunlar Karaca Ahmet Sultan’a hizmet eden gönül dostlarının mezarlarıdır.Mezar taşlarında ;Selim Dede (11566-1732), Tekkenişin Şeyh Halil (1079-1688) ,üçüncü mezardaki tarihte ise;1050-1640 yazılıdır.


Karca Ahmet Sultan’ın annesi”Sultan Ana” nın mezarı Eşme’de Karacaahmet Köyü’nde bulunuyor.Kız Kardeşinin adı ise “Kadıncık Ana”’ dır.Oğularından, “Kan Abdal” ve “Kanber Abdal” hakkında fazla bilgi bulunmamakla beraber diğer oğlu Hıdır Abdal’ın mezarı Erzincan/Kemaliye ilçesi Ocak köyündedir.Hıdır Abdal Sultan Dergahı’da İstanbul /Üsküdar –Karacahmet Sultan Dergahı gibi misyonunu günümüzde de sürdürüyor.Alevi inancında “Düşkünler Ocağı” olarak özel ve önemli bir yeri vardır.


Karaca Ahmet Sultan’ın Atının Mezarı Karacaahmet Sultan Dergahının kendine özgü tarihsel bir özelliği ise;kendi mezarının olduğu gibi kendisini Türkistan ‘dan Anadolu’ya getirdiğine inanılan atının da mezarının da türbe yakınında olmasıdır.Kendi yatırını ziyaretçiler ziyaret edip O’ndan kendi dertlerine derman ve sorunlarına çözüm diledikleri gibi atının da aynı şekilde kutsanması ve atından da çeşitli dileklerde bulunulmasıdır.Bu bir anlamda Türkler’in ata verdikleri önemi de göstermektedir.


Atın mezarı Karaca Ahmet Sultan’ın yatırına tahminen 100 metre kadar yakınında ayrı bir mekanda bulunuyor.Altı sütunlu bir kubbenin altında bulunan bu at mezarıda Karaca Ahmet Sultan’ın sevenlerinin ziyaret seline sahne olmaktadır.


Karaca Ahmet Sultan’ın yatırına yaklaşık 700 yıldır Anadolu’nun dört bir yanından derdine derman arayan O’nun sevenleri ;sayanları sel gibi akarken,atını ziyaret edenler ise daha çok ;yürüyemeyen veya geç yürüyen çocuklarına ayın bulunduğu kubbe altına getirilir.Onları orada yürütürken ayakları arasına arpa serperler Burayı ziyaretle çocukların daha çabuk yürüyeceklerine inanırlar.


Günümüzde hayvanları sevmek,korumak için çeşitli dernekler kurulmakta ,kampanyalar düzenlenmektedir.Bu bile aslında hayvanları sevdirerek çağdaşlık gösterisi sergilemeye çalışmaktadır.


Halbuki; Anadolu’da Aleviler yaklaşık 700 yıldır örnekle görüldüğü gibi sadece Karaca Ahmet Sultan’ın değil, atınıda kutsamaktadır. Sadece Anadolu’yu aydınlatan Anadolu erenlerine değil,onlara hizmet edip dünyasını değiştiren hayvana da saygı gösterilmekte ,kutsanmakta ,dertlerine derman aranmaktadır, şifa dilenmektedir.


Günümüzde Karacaahmet Dergahı


Karacahmet Sultan Dergahı’da Osmanlı döneminde İstanbul’da bulunan yaklaşık 20 civarında Alevi-Bektaşi dergahının 2. Mahmut döneminde “Vaka-i Hayriye” nedeni ile uğradığını akıbete uğrar.Sadece dedeleri ve yöneticileri değilbina ve akıbete uğrar.Sadece dedeleri ve yöneticileri değil bina ve içindeki tarihi değeri olan tüm eşyalar ,kitaplar yıkıldı ,yıkılır dedeler sürgün edilir.Direnenleri ise anında yok edildi.Bu sonucu kabullenmek istemeyenler ,Üsküdar Meydanı ‘nda kurulan darağacını boyadılar.


Dergahın tekrar açılıp ,sevenleri ile buluşması II.Meşrutiyet dönemine denk düşer. Dergah, Osmanlı’nın İstanbul’a gelişini olduğu gibi Osmanlı’nın yıkılışını da gördü.Bu yıllarda işgalci güclere karşı Mustafa Kemal’in önderliğndeki “Ulusal Direniş hareketine tüm olanaklarını seferber etti.Ulusal direnişine ,para,silah ve asker sağladı.Dergahın tüm sevenleri Kuvayi Milliye saflarında yer aldılar,Cumhuriyet kurulana dek bu görevi sürdürdüler.


Cumhuriyetin kurulmasından sonra “Tekke ve Zaviyelerin Kapatıldığı”sırada Karacaahmet Sultan Dergahı sevenleri ve dedeleri “Baba Ocaklarını” gönüllü olarak tıpkı Hacı Bektaş Dergahı gibi kapattılar ve anahtarlarının bizzat TBMM’ne kendi elleriyle teslim ettiler.


İstanbul’daki Karacaahmet Dergahı’nın kapanmasını Manisa’daki Afyon’daki ve Erzincan-Kemaliye /Ocak köyündeki Hıdır Abdal Sultan Ocağının kapatılması izledi. Ama halk bu resmi kapatılmaya gizliden gizliye muhalefet etti.Karaca Ahmet Sultan’ı hiç yalnız bırakmadı.O’nu sevincinde üzüntüsünde hep aradı.İyi ve kötü ve kötü günlerini Onun’la paylaşmayı gizlide gizliye sürdürdü.Alevi toplumun bu derviş –hekimini ; sevenlerini sunmaya devam ediyor.Bugün yaşayan Alevi Dergahları içinde Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndan sonra en geniş kitlenin uğrak yeri dersek diğer kurumlara haksızlık etmeyiz.Yaklaşık her hafta 3 bin kişi bu mekanı ziyaret ediyor.Kurbanları kesip ,semahlarını dönüyor canlarla birlikte cem evinde adeta ayrı bir dünyaya yolculuk ediliyor.


Bu hizmetleri 1969 yılında kurulmuş olan “Karacaahmet Sultan Türbesini Onarma ve Yaşatma Derneği” yapıyor.Derneğin kuruluşundan önce canlar yıllarca türbeye gizli ,gizli gelip kurbanını keser ,cemini yapar,semahını dönermiş.Ama derneğin kuruluşundan sonra bu iş süreç içinde daha serbest olmuş .Derneğin kurulduğu yıl yönetimden tepki gelmesin diye ilk kurucu başkan olarak Sünni kökenli bir yuttaş seçilmiş. İsmi Av.Şükrü Alptekin’dir.


Yaklaşık 35 yıldır hizmet veren dernek yaklaşık 60 yönetici ile hizmet yürütüyor. 35 yıl önce 20 metrekarelik bir alandan oluşan dergah bugün yaklaşık 2500 metrekarelik bir mekan olarak ziyaretçilere hizmet veriliyor.


Derneğin faal olarak 5000 kişilik resmi üyesi kayıtlı bulunuyor.


Dergahta 22 personel profesyonel olarak çalışıyor.Kapısında 24 saat hizmet veren 3 bekçi görev yapıyor.


Dergah 3 kattan oluşuyor.Girişte konukları bekçiden sonra Karaca Ahmet Sultan’ın yatırı karşılıyor.Solda derviş mezarları ,onların bitişiğinde geçmişte akıl hastalarının tedavi edildiği küçük bir oda yer alıyor.Bu oda bugün danışma odası olarak kullanılıyor.Uzun koridorun sonunda önümüze yaklaşık 500 metrekarelik bir salon çıkıyor.Bu salonda oturma grupları var.Burada canlar sohbet ediyor.Salonun kapı mutfağa ve kesimhaneye gitmek isteyenleri ulaştırıyor.Kurbanlar ve mutfak hijyenik şartlarda hizmet veriyor.Pişen yemekler asansörle 3.kata çıkıp lokmalar self servis ilk gelen canlara pay ediliyor.Yemekhanede aynı anda yaklaşık 2 bin kişi yemek yiyebiliyor.


Giriş katta ; çay ocağı ,büfe ve kitap satış yeri de ziyaretçilerin sohbetlerine yardım etmeye çalışıyor.Burada bir oturma grubunda dostlarınızla oturup ,kitaplıkta istediğiniz kitap ,kaset ve CD ile ilgilenebilirsiniz.Hatta o sırada evinde pişirilip dergaha dergaha yudumlayabilirisniz.İsterseniz ikinci kata çıkıp Cemevinde düzenlenen dedenin yürüttüğü Ceme katılabilirsiniz.Cemden sonra dilerseniz 3.katta aşevinden etli bulgur pilavına canlarla birlikte “Bismişah”deyip kaşık sallayabilirsiniz.


Ya da Cemden sonra salonda düzenlenen çeşitli yazarların ,araştırmacıların konuşmacı olarak katıldığı konferans veya panele izleyici olarak katılabilirsiniz.


Veya ofislerde bulunan bilgisayarlardan biri kanalı ile internete girer Karacaahmet Dergahının hazırladığı Alevilik konusunda oldukça detaylı bilgi yüklü siteyi (bir yıl içinde 75.000 kişi ziyaret etmiştir)izleyebilirsiniz.Ayrıca Derneğin son bir yıl içinde yayınladığı kitapları (10 adet ),bugüne dek 75 sayı çıkan dergiyi inceleyebilirsiniz.


Bunların dışında dergaha bağlama ,semah ,bilgisayar ,ingilizce vs.öğrenmeye gelen gençler ile de “ Gençlik Odası”nda yapılan sohbetlere katılabilirsiniz.


Bu hizmetleri iki yılda bir seçimle göreve gelen dernek yönetimi veriyor.Dernek ;15 asıl ,15 yedek üye dışında 5 kişilik danışma kurulu,5 kişilik disiplin kurulu ve yedeklerinden oluşuyor.Toplam 60 yönetici oluyor.22 kişilik ücretli personel bu hizmetleri konuklara ulaştırıyor.Dergaha haftada Cumartesi-Pazar yoğun olmak üzere yaklaşık 3 bin kişi ziyaretçi geliyor.Dernek Türkiye’de ve yurt dışında kurulu sayı olarak en çok üyeyi barındıran bir kurum olarak 35 yıldır kesintisiz hizmet veriyor.Üsküdar dışında derneğin ,Tuzla ve Gürpınar’da birer şubesi bulunuyor.Şubeleri ile birlikte yaklaşık 6000 kayıtlı üyesi bulunuyor.Yapılan kayıtlardan elde


Ettiğimiz sonuçlara göre; ayda yaklaşık 12 bin kişi , yılda yaklaşık;200.000 kişi ziyaret ediyor.Ve gelen kitle sürekli değişik kişi ve gruplardan oluşuyor.Tüm bu hizmetler için bugüne dek devletten veya herhangi bir kurumdan bir kuruş parasal yardım alınmamıştır.Masraflar halkın gönüllü bağışları ile gerçekleşmektedir.


2002 yılı Mart ayında yapılan 10 Muharrem Törenleri (Hz.Hüsey’in çevresinin Kerbela’da şehit edildiği gün)


hafta arası olmasına karşın yaklaşık 30 bin kişi ziyaretçi gelmiştir.Ziyaret sabah saat :05.00de başlamış akşam 19:00 a dek sürmüştür.Cem için 3 katlı dergahın hiçbir mekanı yetmemiş topluluk bahçe ve mezarlıkta saf tutmuştur.Muharrem’in 12.günü olan Aşure Günü ise Dergah’ı ziyaretçi sayısı yaklaşık 20 bin kişiye ulaşmamıştır.


Bu kadar yoğun olmamakla birlikte dergahta Abdal Musa Cemi ,Hızır Cemi ve Kurban Bayramı’nın 1.Günü yapılan Bayram Cemi’de her biri yaklaşık 10-15 bin kişinin katılımı ile gerçekleşen cemlerdir.


Yaklaşık 10 yıl önce 50 kişilik bir ziyaretçi grubuna bile dergahta hizmet vermekte zorluk çekilirken ,lokmalar mezarlar içinde ayakta tabaklara konarak dağıtılırken bugün sağlık koşullarına uygun olarak hazırlanan yemekler self servis ile aynı anda 2 bin ziyaretçiye verebilmesi olaya kitlenin sahiplenilmiş olmanın bir göstergesi bir göstergesi olarak algılanılmalıdır.


Bugün ülkemizde din işlerini düzenleyen kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı Cem evlerinin ibadet yeri olup olmadığını daha doğrusu ibadet yeri olmadığını her fırsatta ifade edip Alevi-Bektaşi yuttaşlarını incitiyor.


Ülkemizde nasıl ki Alevi yurttaşlarımız Sünni yurttaşlarımızın ibadet ettikleri mekanlardan biri olan camilere birer inanç merkezi olarak saygılı davranılıyorsa ,bazı Sünni yuttaşlarımızda özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı


Ve diğer din kurumlarındaki görevlilerde Alevi yurttaşlarının yüzyıllardır varlıkları devam eden inanç merkezleri olan Cemevlerine karşı saygılı olmalarıdırlar.Çünkü barışın ve kardeşliğin yolu bu anlayışın hayata geçirilmesinden geçer.


1994 te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan İslamcı bir partinin başkanı İstanbul’daki hemen hemen tüm camiler ve kendi oturduğu ev ve belediye binası bile imar açısından kaçak bina iken , sadece Karacaahmet Sultan Dergahı’nı bahane edip bir gece yarısı yıktırması bu zihniyetin en tipik örneğidir.


Barış, kardeşlik ,hoşgörü bu zihniyeti toprağa gömmek ile olur.Yoksa elinde imkan olunca firavunlaşmakla olmaz. Ama ne yazık ki ,ülkemizdeki İslam referanslı bazı yöneticiler tarih boyunca bu tahtaravalli zihniyeti sıkça kullanmışlardır.


 


 


FAYDANILAN KAYNAKLAR


1) Doç.Dr.Bedri Noyan, “Karacaahmet Sultan” adlı makele


2) Vilayetname,Hacı Bektaş Veli ,s.65 Ant Yayınları 1995 İstanbul


3) Vilayetname ,Hacı Bektaş Veli,s.67 Ant.yayınlar 1995 İstanbul


4) Mehmet Yaman ,Karaca Ahmet Sultan Hazretleri, 94 İstanbul 1984


5) Doç.Dr.Bedri Noyan Karaca Ahmet Sultan adlı makalesi s.5


6) Doç.Dr. Bedri Noyan a.g.e.


7) Cemal Şener ,Miyase İlknur,Şeriat ve Alevilik s.88,Ant Yayınları İstanbul 1995


8) Cemal Şener ,Nefes Dergisi s.12,1994 İstanbul


9) Nezihe Araz ,Anadolu Erenleri s.450,İstanbul 1992


10) Burhan Kocadağ ,İstanbul Bektaşi Tekkeleri ,s.244 İstanbul


11) Doç.Dr.Bedri Noyan a.g.e.


12) Mehmet Şimşek ,Hıdır Abdal Ocağı s.66 İstanbul



 


Karacaahmet Sultan Dergahı

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git