Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

+ Büyük Font | - Küçük Font

ŞAH İSMAİL, BATIN-İ YORUM VE ENEL HAK

Sevgili Canlar,
Dergimize bir mektup geldi. Mektupta yazılanları Alevilik açısından ciddi bulduğum için sizlerle paylaşmak istedim. Mektupta özel bilgileri çıkardım. Mektubun yazarının kendini tanıtma kısmından sonra düşünceleri ile başbaşa kalacaksınız. Saygılarımla. C.Ş.
BİSMİALLAH ve BİSMİŞAH
Esseyit İmam Şah El Pir-i Aşk
Şah İsmail Safevi ölümsüz ölmüştü. Şimdi istidat sahibi olun dostlar istidat sahibi; çünkü doğmayan ve doğurmayan o gül yüzlü şah zuhur etmiştir.
Sevgiyi yaratan ve sevgiyi öğreten ve sevgisiyle tüm kullarını kucaklayan o nazlı sevgilinin adıyla...
O sevgili ki; O'nun o güzelim yüzünün ışıltısından nice gönüller perişandır. Aşıklar onun etrafında bir pervane kesildiler. Ona ulaşma arzusuyla mescidin yolunu şaşırarak, meyhanenin yolunu tuttular. Mey içmek için paraları yoktu, seccadeyi, tezbihi ve sarığı satarak eldeki parayla şarap aldılar.
Onlar aşık, onlar divane. Hem imandan, hem küfürdende uzaklar. Onların mekanı vahdettir.
'Deli bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanları; basiret üzerine Allah'a davet ederiz.'
Senin güzel lütfunun, sevginin ve aşkının adıyla başlarım ey taptığım güzel ve güzellik.
Ya Allah, Ya Muhammed Ya Ali
Tümünün sırrısın ey sırr-ı Yezdan Hünkar Hacı Bektaş Veli Gerçeklerin demine Hü...
Hakikatın ve hak erenlerinin, sevginin ve aşkın ve Ehli Beyt muhibleri ve yandaşları olan Alevilerin gül yüzlü Şahı, Güzellerin ve güzelliklerin gül yüzlü efendisi, Hakikatin ve hakkın zuhuru olan Şah İsmail Safeviyul Haşimi Hazretlerinin torunu Esseyit İmamşah El Pir-i Aşkın beyanıdır.
'Dinleyen ve öğüt alan herkese esenlik olsun.'
Ey! Allahın nuru olan Hak Peygamberin ve temiz masum ehl-i Beytin muhibbi ve hak erenlerin kapısında Kamber olan hizmetkar.

Ehl-i beyte olan hizmetinin karşılığını Fazl-ı Yezdan sana fazlasıyla ödeyecek ve ona ve ev halkına saadetler bahşedecektir.
Selam olsun sana ve ev halkına. Bu Tanrının selamıdır.
'Selamün kavlen min rabbilrahim'
Kalemi elime aldım ve 'Nun vel Kalemi' deyip size mektup yazdım. Size hediye olarak ilim hazinesinden bir parıltı sunuyorum. Hz. İmamullah Ali (a.s.) şöyle buyurmuşlardı bir hadisi şeriflerinde.
'İlim hazinedir. Herşey gelip geçicidir ama ilim bakidir, yok olmaz.'
Bu parıltı Besmele ve Fatiha şerifenin batıini tevilidir. Sana bu hakkı kim tanıdı derseniz. Size bunu şöyle açıklıyayım ilim bize ecdadımıdan kaldı. Ecdadımızın mirasıdır. Bunu bize çok görüp horlamayın, zaten Yetim-i Kerbelayız yaramızı deşmeyin. Biz yalnızca hakikati söyleriz. Dilersen sen de bize diğerleri gibi tokat vur ve bize sırtını çevir. Dilersen de hakikati dinle. Tanrı şahidimizdir ki sizden hiçbir şey istememekteyiz.
Seyyidina Şüheda imamullah Hüseyin (A.s.) lanetli yezdin kabih askerlerine şöyle seslenmişti:
'Eğer kanım dökülmeden ayakta durmayacaksa Muhammed'in dini; ey kılıçlar haydi alın parçalayın bedenimi'
TURNAM
Dört duvar yalnızlık içinde
Yanar yürek dert içinde
Sevgili turna olmuş
Döner çarh ile gökyüzünde
Aşk ile geldim sana
Dara durdum huzurda
Garibim ey sevgili turna
Arada bir gel baş ucuma
Bir yerde durmaz hep göçersin
Beni nazınla divane
Aşkınla deli eylersin
Bana söyleyecek çok sözün var
Ama söylemeden hep gidersin
Varıp ellerin olmaya
Kaçıp beni yalnız koymaya
Turnam yakışır mı bu sana
Beni mecnun edip çöle salarsın
Şu meydanda piştim sanma
Turnam gidip beni yalnız koyma
Bilirim göç vaktidir
Gidip de beni ardından ağlatma
Pir-i Aşk durur ismim cihanda
Ne gözüm var mülkte malda
Ben gönül vermişim o güzel turnama
Turnam anlar mı halimden
Acır da bir kez olsun bakar mı bana
Bir mum oldum eridim aşkından
Sana gönül vermişim canımdan
Sen gidersen ellere
Kanat takar uçar gelirim ardından
Ben ne hayata ne de ölüme inanırım. Ben ölmem, ölemem. Ben her zaman kendi kendimi doğuranım.
Ölüme ve hayata inanacağım gün, işte o zaman benim öleceğim gündür. Bunda ne şüphen ne de inkarın olsun.
Gece karanlık ve hüzün
Duvarlar, kapılar, pencereler ve yalnızlık
Görünmeyen korkular ve görünen utançlar
Ey yüreğimin suskun ateşi şimdi zamanıdır
Haydi durma yüksel, yüksel ki benim çiçeklerim ateşte açar.
Sözü uzatmak hoş değil, zaten sizi sıkmaya da hiç hakkım yok. En iyisi sözü kısa kesmek. Canınızı boş şiirlerimle sıktığım için sizden özür diliyorum. Beni affediniz.
Musa olmadan
Ne zaman kelim olacaksın
Turunda ne zaman
İkamet edeceksin
Hakkın cilvesi seni senden kurtarmadıkça
Ezel yariyle ne zaman dost olacaksın.
ESRARNAME-İ Fİ TEFSİRUL BATİNUL AYETUL KURAN adlı eserimden size Besmele ve fatihanın Esrarnamesi olan batini tefsirini yazıyorum.
'Açarsan ağzını hakikati söylemek için aç
Hakikat çıkmayacaksa ağzından
Ey boş söyleyen o halde ağzını sonsuza dek kapat.'
Bilindiği gibi Tanrı'nın kutsal kitabı dört esas üzerine kuruludur. Bunlar ibare, işaret, latifeler ve hakikatlerdir.
1. İbare avam içindir.
2. İşret haslar içindir.
3. Latifeler veliler içindir.
4. Hakikatler peygamberler içindir.
Bu dört esasın batındaki isimleri şunlardır:
1. Şeriat kapısı
2. Tarikat kapısı
3. Marifet kapısı
4. Hakikat kapısı
Ve bunların her birinin on makamı vardır ve toplam 'Kırk' eder ki buna Kırk makam denilir. Hak erenlerinin erdemliğe ve hakikate ulaşma aşaması olarak gösterdikleri 'Dört kapı Kırk Makam' Tanrı kitabının batındaki esasıdır. Zaten hak olan da budur. Tanrının kitabı kırk sayısını ve kırk yaşını takdis eder ve onu olgunluğa geçişin ilk aşaması kabul eder. Buna delil olarak 'Ahkaf suresi 15 ayet' delil getirilir. Ayet şöyle der:
'Nihayet insan güçlü çağına erip kırk yaşına varınca; Yarabbi beni, bana ve anama babama verdiğin nimete şükretmeye beğeneceğin işleri yapmaya sevk eyle. Benim için, zürriyetim içinde salahı devam ettir. Ben sana yüz tuttum ve ben sana teslim olanlardanım.'
Dört kapıyı kırk makamı aşmak pek kolay birşey değildir. Bunu aşmak ruhun tekamül sürecinde gerçekleşir.
'Sen senden vazgeçmedikçe
Hakkı anlayamazsın
Hakkı anlamayınca
Hakta fena bulamazsın'
Ruh olgunluğunu yakalayıncaya dek tekrar dünyaya gelir ve gider. Taki tekamül tamamlanıncaya kadar.
Ruhlar ilahi olan asıl vatanlarına dönebilmeleri için temizlenip saf hale gelmek ve geldikleri ilahi yeri ve kaynağı bilmek ve bunun içinde bazı çileler geçirmek zorundadırlar.
Adem peygambere 'Safi' isminin veriliş sebebi de budur. ‚ektiği çilelerden sonra Safiyullah ismini alan Adem ilk insan değildir. Aksine kemalete ermiş ilk insan-ı kamildir.
Ruh bilgi ve irfana ancak dünyadaki hayatında ulaşabilir. Eğer bir ruh dünyadaki hayatında bilgi ve irfana ulaşmazsa dünyaya başka bir bedenle gelip yeniden bu yolda çalışmak zorundadır. Tabi ki ruh olgunlaşıncaya dek bu gelip gitmeler devam eder. Ruhi Evvel ilk geliş ruhi Ahir olarak son geliş Tanrının Kutsal Kelamında şöyle geçer.
'Mümin Süresi 11 ayet'
'Diyecekler ki bizi iki defa öldürüp iki defa dirilttin' Buna benzer Tanrının kutsal kitabında çok deliller vardır, ama konu itibariyle, onları şimdi zikretmek istemiyorum.
BATİNUL FİL TEFSİRUL BESMELET-İ KELİMETULLAH
Beslemenin batini Tefsiri
Zahiri mana: 1. Rahman ve rahim olan Allah adıyla
Batini Tevil: Sevgiyi yaratan ve sevgiyi öğreten ve sevgisiyle tüm kullarını kucaklayan o nazlı sevgilinin adıyla
Rahman sevgiyi yaratandır ve rahim sevgiyi öğretendir. Allah lafzı ise mutlak güç ve hakimiyettir. Allahın diğer bir ismi de 'Aşk'tır. Tıpkı zatının aşk oluşu gibi. Ona maşuk da denilir. Aşık ise onun güzelliğine tutulan kula denilir.
Tanrının güzelliği nerdedir desen şunu bilki Tanrı insanı yarattı ve kendi ruhundan ve güzelliğinden ona üfürdü.
Ve insan-ı kamilin yüzünü kendi aynası olarak cilaladı ve o güzel yüze Mushaf-ı ilahi denildi. Bu yüzden güzeli ve güzellikleri müşahade etmek, Tanrıyı müşahede etmektir.
Tanrının Tecelli yeri insandır. ‚ünkü insan Tanrının aynadaki görünüşüdür. Ve ondan ayrı bir şey değildir. Bundan dolayıdır ki Tanrı hem aşıktır hem de maşuktur. Sevgiyle kullarını kucaklaması vahdet anlayışındaki bütünlüktür. Görülüyor ki Tanrı ve insan birdir ve onları birbirinden ayırmak şirktir.
Nazlı olmasının sebebi tamamiyle Allahın narsist olması yani güzelliğini çok beğenen ve yüceltilmekten çok hoşlanan olması. ‚ünkü güzel olan odur güzelliği yaratan da.
Bir kutsi hadiste şöyle beyan edilir bu sır:
'Ben gizi bir hazineydim. Bilinmek ve tanınmak istedim.'
Hazine cevherdir. Göz kamaştırır ve ele kolay geçmez. Herkesin hayalini süsler ama herkes de ona vakıf olmaz.
Tanrı bu kutsi hadiste, değerliliğini, aranan ve arzulanan varlık olduğunu ve ona herkesin muhtaç olduğunu vurgulamaktadır. ‚ok iyi anlaşılıyor ki Tanrı nazlıdır ve nazı sever.
Tıpkı maşuğun aşığa yaptığı nazı o da kuluna yapmakta. Açıktan sevgisini göstermeyip, sevgisini sırlı perdeler ardından göstermekte.
- Yapıp yaratanım ben
Yıkıp değiştirenim
Tanrı değilim haşa
Tanrılar yaratanım-
BATİNUL FİL TEFSURUL FATİHA T†L KELİMETULLAH
Fatiha Şerifenin batini tefsiri
Zahiri mana: 2. 'Hamd alemlerin rabbi olan Allaha mahsustur.'
Batini Tevil: Hamdın anlamı şükürdür ve şükür hiçbir zaman dille yapılamaz. ‚ünkü dil iki tarafa da kayar ve hiçbir vakit sabit kalmaz. Ama kalbin ve ruhun kuvveti sabittir. Daim Tanrıya şükürde bulunup onu hamd etmektedir. Benlik bunun farkında değildir. Benlikten sıyrıldın mı göreceksin ki herşey onu zikreder ve onun şanın ıyüceltir.
Şunu çok iyi bilin ki benliğe dayanan akıl Tanrı yolunda asiliktir. Allaha ulaşma yolunda bir engeldir. Bedenin vaziyeti ne olursa olsun ruh ve kalp daim tanrıya bağlıdır, ona tapınmaktadır. Şu da bir gerçek ki, onlar hakikate bir tek şeyler alemden kasıt hem varlık alemidir. Hem de insandır. Ama hakikatte herşey iiçinde barındıran büyük alem insandır ve insan kendisinin efendisidir. Bunun yanında varlık aleminin ışığıdır da. Tanrı da alemin yüce efendisidir.
Bunlar çelişki arzetmez, çünkü Tanrının zuhuru insandır. İnsanın kemalete ermesi Tanrının insanın zuhuru olduğunun ispatıdır.
Zahiri mana: 3. O rahman ve rahimdir.
Batini tevil: O aşktır zatı da ismi de aşktır. O yaratılanlar için maşuktur, aynı zamanda aşıktır. Sevgiyi yaratır ve sevgiyi dağıtır. Güzel olan herşeyde o var. Zahiren hiç bir şey o değildir. ama gerçekte güzel olan herşey odur. Bunun için güzelliği müşahede edip güzele tapma, yine de onu müşahade edip ona tapmaktadır.
Ben desem de sensin
Sen desem de benim
Var olan da benim
Var eden de benim
Karanlığı geceye
Aydınlığa gündüze
Veren de benim
Ne ben benim, ne sen sensin
Ama ben hep senim
Sende bensin
Bu delilik değil hakikattir
Anlasana ben ben değilim
Tamamiyle ben senim
sensizliği hiç tatmadım
Ama bensizliği ise çok tattım
Bana ayrılıktan söz etme
Çünkü ben kendimi sende yok ettim
Pir-i Aşk öldü diye kimse üzülmesin
Bir gül desteyim sevgilimin gönlünde
Nice aşık gibi yine yeşerdim
Zahiri mana: 3. O din gününün malikidir.
Batini Tevil: Din takib edilen yol, tatbik edilen hükümler ve bir yaşam sistemidir.
Burdaki gün lafzından kasıt Dünya ve evrenin dışında zamanın durduğu ve ölümlülerin olmadığı ve sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Daha doğrusu sonsuzluğa atılacak ilk adımın ilkidir.
Malik var olan ve yaratılan herşeyin üzerinde sabit güç olan ve mutlak gücü elinde bulundurana denir. Yani malikten kasıt Tanrının mutlak gücüdür. Allah insanlığı ve varlığı var etmeden önce mutlak güçtü ama Tanrı olmasına rağmen Tanrı vasfını tam kazanamamıştı. ‚ünkü bir şeyin Tanrı olarak tanınması için birilerin onun Tanrılığına inanması ve onu tastik etmesi gerekir ve Tanrı varlığı bunun için yarattı desek yalan olmaz.
Tanrı kutsal kelamında 'Araf süresi 172 ve 173 ayetinde' beyan eder bu sırrı:
'Allah her şey yarattıktan sonra bütün ruhları huzuruna toplamış ve onlara sormuş 'Elestü birrabüküm' Ben sizin rabbiniz ve Tanrınız değil miyim. Ruhlar da ona cevaben 'Kalü Bela' yani evet sen bizim Tanrımızsın dediler.
'Mutlak güç olan malik bundan sonra Tanrı olmasına rağmen kulların gözünde Tanrılık vasfını resmen kazanmış oldu. Şimdi Tanrıya ister inan, ister inanma, ister tanı ister tanıma. Ama şunu çok iyi bil ki o yine de Tanrıdır ve mutlak güçtür. Senin ona inanmanla onun kuvvetinde hiçbir şey artmadığı gibi inanmamakla da onun kuvvetinde hiçbir şey eksilmez.
Din hayat sistemidir. Bir bakıma ruhun beslendiği kuvvettir. Yaratan da, öldüren de Alah olduğu gibi, herşeye hükmeden de odur. İman küfür, küfürde iman olduğu vakit Allah açıktan açığa insanoğluna hükmedecektir. ‚ünkü malik odur. Şu an Allah bu dünyaya gizliden karışmaktadır. Ama varlık son bulunca açıktan açığa din gününün maliki olarak hükmedecektir ve adaletini izhar edecektir.
Zahiri mana:5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden dileriz.
Batini Tevil: Yalnız sana ibadet ederizden kasıt kul neye inanırsa inansın kalbinin derinliklerinde mutlak güç olan Allaha inanmaktadır. Bu iman bedeni olmadığı için ruhidir ve beden ne şekilde olursa olsun ruh Allaha daim niyazdadır.
Tanrının kutsal kitabında şöyle beyan edilir bu sır:'ve biz ona ruhumuzdan üfürdük.' Tanrının bir parçası olan ruh hiçbir zaman allaha karşı asi olmaz. ‚ünkü o Allahın bir parçasıdır. Temizdir ve geldiği yeri bilir ve hakikati görür ve tanır ve yalnız senden dilerizdeki mana da şudur
Bir şeyler dilemek ve istemek insanın fıtratında vardır. İnsan sürekli diler. Rızkı Allah verir, bağışı da deremide.
Allah herşeye tecelli etmiştir. Dolayısıyla saneme (put) tapan ve ondan dileyen batın manada Allahtan dilemiş ve Allahtan istemiştir. O ve muhakkak da Allah ona vermiştir.
Zahirdeki sanem (put) batında samet olmuştur. ‚ok iyi bilinir ki samet Allahın güzel isimlerinden bir tanesidir. Saneme secde ederken müşrikler farkında olmadan kalpleri ve ruhları samede secde eder. Dilin istediği sanemdendir ama ruhun ve kalbin istediği dilek samettendir.
Zahiri mana: 6. Bizi doğru yola ilet.
Batini tevil: Doğruluğa, adalete ve sevgiye inanmak ve inanarak yaşamak her zaman Allahın yoludur. İşte burdaki doğru yoldan budur. Hak erenlerin yolu iyiliği emretme ve kötülüğü men etmektir. Erdemliği seçip hakikat ve doğruluk yolu üzerinde daim Allaha niyazda bulunmaktır.
Yetmiş iki milleti bir gözle görmeyen, isterse dört kitabı hakkıyla okusun, yine de o hakka karış asidir ve bağidir.
Zahir imana: 7 - Bizi mesutlardan ve hakikati bulanlardan kıl. Gazaba uğrayanların ve sapıklarına yoluna saptırma bizi ey yüceler yücesi Allahım.
Batini tevil: Burdaki mesutlar ve hakikati bulanlar dört kapıyı kırk makamı hakkıyla geçenler ve olgunluğa yani ruhi tekamülü tamamlayanlardır. onlar vahdete dalıp ilahi aşkın şarabını yudumlamışlardır. Artık onlar kendilerini o güzel eteslim etmişlerdir.
Gazaba uğrayanlar ise benliğe dayanan akla sığınıp hakikati inkar edenlerdir. Onlar inkarcıların en kötüsüdür. Sapkınlar ise hakikati bildikleri halde gizleyenler ve Hak erenlerin izinde yürüyenleri alaya alanlardır.
Onlar yani bu sapkınlar nefislerine ve şehvetlerine yenik düşmüşlerdir. Hangisine bakarsan bak, nefsini Tanrı edinmiştir. Nefret, kin, benlik, çirkinlik, kötülük, hilelik ve çok çirkin fiiller onların iğrenç esvaplarıdır.
'VETEMMET'
Fatiha kelimetullah yani Allahın kelamı olmasına karşın insan-ı kamilin ruhundan fışkıran bir niyazdır.
Demek istediğim Kuran ve birçok kutsal metin insanın içindedir. Tanrı da onu anlamaları için izhar eder. ‚ünkü doğrulu isteyen odur. Ama bunu gizlemiş ve üzerine sır denilen perdeyi çekmiş. Bunu ancak olgunluğa erişince anlayabiliriz. Zaten sır perdesi de bu yüzdendir.
Zaten fatiha bir dua şeklidir. Tanrı bunu söylemiş ama kendi adına değil insan-ı kamil adına. Tanrı bunu kendi adına söylemiş olsaydı tanrının sıradan bir kul olması icap ederdi zahiren de bunun imkanı yok.
Fatiha başta olmak üzere, Tanrı ve kutsallığı, kutsal kitaplar ve erdemlik, hakikat ve gerçeklik insanı kamilin yüzündedir. Bu sebepten insan-ı kamilin yüzüne mushafı ilahi, Allahın aynası, tecelli yeri, kabe, mihrap vs. denilir.
'Tanrı benim bedenimi kendi aynası olarak yarattı; bu yüzden benim sabahım onun görüşündeki güneştendir.'
PİR-İ AŞK

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git