Düştü Hüseyin Atından…
Düştü Hüseyin Atından…
Asırlardır acısı dinmeyen bir yara var müminlerin kalbinde… Yüce peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin ve yanındakilerin Kerbela’da hunharca katledilmesinin üzerinden yüzlerce yıl geçmiş olmasına karşın yaramız hala taze…
Bu yara hiç kapanmadı, hiç kapanmayacak… Kerbela, mazlumiyetin yürekleri sızlatan bir örneği olarak müminle münafığın ayrıştığı, zalimle mazlumun saflaştığı tarihsel bir olaydır.
Yüce resülün soyuna karşı gerçekleştirilen saldırı, gerçekte insanlığın tümüne karşı işlenen zelil bir suçtur.
Bu iğrenç suçun yıl dönümünde, peygamber soyu için yas tutmamak, Hazreti İmam Hüseyin’in acısını yüreğinde hissetmemek ve mateme bürünmemek, kim bilir belki de yüzyıllar sonra da olsa suça ortak olmak gibidir. Bu büyük günahtan Hakka sığınırız
“Medet ya Hüseyin” diye inleyen kalbimiz, zalime ve zulmüne karşı da “lanet olsun Yezid’e “
nidalarıyla ehlibeyte bağılığını ilan etmektedir.
Zira, ehlibeyti sevmeden, Hüseyin’den yana olmadan Mümin vasfını kazanabilmek mümkün değildir.
Ehlibeyt soyuna taraf olanlara ne mutlu ki onlar, yüce resulün gerçek ümmetidirler.
Muharrem’de oruç ve yas tutmak, Hüseyni ve Alevi olmanın dahası Muhammedi olmanın yani gerçek mümin olmanın en ayırt edici göstergelerinden biridir.
Müminlere selam olsun.
Kuşkusuz tarihin en elim olaylarından biri ve birincisi olan Kerbela katliamının vicdanlarda yarattığı yarayı anlatan yüzlerce, binlerce şiir yazıldı. Ağıtlar söylendi. Dünya durdukça da söylenmeye devam edecek.
Yüreğimizin titreyerek hissettiği, dilimizin acıyla telaffuz ettiği bir ağıtı yineleyerek ruhumuzu, canımızı, kalbimizi Hazreti İmam Hüseyin’e raptedelim. Hüseyinleşmek için çırpınalım. Gözyaşı dökelim…
Düştü Hüseyin atından Sahrayı Kerbela’ya,
Cibril git haber ver Sultan- ı enbiyaya…
Tuttuğumuz oruç ve matemimizi yüce Tanrı kabul eylesin. Cümlemizi Hazreti Hüseyin’in şefaatine nail eylesin….
Hazreti İmam Hüseyin’e duyduğum sevgiyi dile getirmeye çalıştığım naçiz dizelerimi sizlerle paylaşarak sözlerimi noktalıyorum.
HÜSEYİN…
O bir velidir, hiçbir zaman ölmez
Canlar içinde bir candır Hüseyin…
Onun kıymeti ki, asla ölçülmez
Ne inci ne de mercandır Hüseyin…
Huruç edip Aliyyel mürteza’dan
Doğdu ol hazreti Fatıma’dan
Bilemez sırrını hiçbir nadan
Bir kutlu nihandır Hüseyin…
Mümine yakındır, münkire uzak
Resul – i kibriyadan bir nesl- i pak
Şühedayı kerbela’nın önderi mutlak
Ölümsüz kahramandır Hüseyin…
Mazlumlar katarının ulu imamı
Mümin dilinden düşmez kelamı
Kıyam eyleyip yüceltti İslam’ı
Bir merdi merdandır Hüseyin…
Mümin olanın gözündeki yaşlar
Hüseyni sevgiyle akmaya başlar
Su taşır ağzında Dicle’den kuşlar
Sahrada bir ummandır Hüseyin…
Sevgisiyle derman bulur derdimiz
Yoluna kurban olur her ferdimiz
Biz Kızılbaşız, odur bizim pirimiz
Yolumuzda furkandır Hüseyin…
Sussa rebab, kırılsa da tarımız
Şaha doğru gider bu katarımız
Zebh – i azim eyledi Settarımız
Bir mukaddes kurbandır Hüseyin…
MUSTAFA CEMİL KILIÇ