Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

+ Büyük Font | - Küçük Font

Cemal Şener: Karacaahmet Ulu Veli Akıllanır Gelen Deli



Ana­do­lu da; sağ­lı­ğın­da se­vi­len sa­yı­lan, buy­ru­ğun­da gi­di­len, ulu ki­şi­ler; ve­fat et­tik­le­rin­de bun­la­ra say­gı­nın sev­gi­nin bir ifa­de bi­çi­mi ola­rak me­zar­la­rı­nın bu­lun­du­ğu me­kan­lar hal­kın kutsa­dı­ğı yer­le­re dö­nü­şür. O`nun ina­nan­la­rı sağ­lı­ğın­da ol­du­ğu gi­bi Hakk`a yü­rü­dük­ten son­ra da acı­la­rı­nı ve se­vinç­le­ri­ni Onlar`ın yat­tık­la­rı me­ka­nı zi­ya­ret ede­rek pay­la­şır­lar.



Bu kar­şı­lık­lı sev­gi, say­gı ve inanç iliş­ki­si sü­reç için­de kurum­la­şa­rak inanç mer­ke­zi ha­li­ne ge­le­bi­lir. İş­te "Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı"da ben­zer bi­çim­de oluş­muş­tur. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan adı Ana­do­lu’da yay­gın ola­rak bi­li­nen bir ki­şi­lik­tir. Bu­gün ken­di is­mi ile anı­lan İs­tan­bul –Üs­kü­dar’da­ki Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Dergahı O’nun Hakk’a yü­rü­me­sin­den son­ra; O’nun se­ven­le­ri sa­yanla­rı, O’nun bu dün­ya ve öte dün­ya­ya iliş­kin buy­ruk­la­rı­na in­san ah­la­rı­nın zi­ya­ret­le­ri so­nu­cu oluş­muş bir inanç mer­ke­zi­dir.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Tür­kis­tan’dan Ana­do­lu’ya ge­len Alp eren­ler­den ol­du­ğu­nu XII­I. XIV. yüz­yıl­lar­da ya­şa­dı­ğı­nı kay­nak­lar be­lirt­mek­te­dir. O yıl­lar­da Ana­do­lu’ya yer­leş­miş olan Ho­ca Ah­met Ye­se­vi ha­li­fe­le­rin­den Hün­kar Ha­cı Bek­taş Ve­li ile bu­luş­tu­ğu O’nun ya­kın­la­rı olan; Ab­dal Mu­sa Sul­tan, Ge­yik­li Ba­ba, Kı­zıl De­li Sul­tan, Sa­rı Sal­tuk Sul­tan, Ko­lu Açık Ha­cim Sul­tan, Tap­tuk Em­re gi­bi bir­çok ev­li­ya-eren gi­bi Ana­do­lu’yu ir­şat et­mek için ya­pı­lan gö­rev bö­lü­mü­ne ka­tıl­dı­ğı an­la­şıl­mak­ta­dır.



Kay­nak­lar; Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Ha­cı Bek­taş Ve­li’nin ya­nın­da der­viş­lik hiz­me­ti yap­tı­ğı O’nun ta­ra­fın­dan ye­ti­şi­ti­ril­di­ği Ale­vi­lik’te 12 Hiz­met­ten bi­ri olan "Göz­cü"lük gö­re­vi­nin biz­zat Pir Ha­cı Bek­taş Ve­li tar­afın­dan ve­ril­di­ği o gün­den be­ri ken­di­si­nin "Göz­cü Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan" di­ye anıl­dı­ğı­nı, bu­gün Ale­vi cem­le­rin­de­ki "Göz­cülük hiz­me­ti­nin ha­la O’nun is­mi ile ya­pıl­dı­ğı­nı kay­det­mek­te­dir.



Ha­cı Bek­taş Ve­li’nin Vi­la­yet­na­me­sin­de Ha­cı Bek­taş Ve­li’nin Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’a; "Ka­ra­ca’m, Ka­ra­ca’m....bir yer­de me­ka­nın ol­sun, kırk yer­de çe­ra­ğın yan­sın..!" de­di­ği ya­zı­lı­dır.



Bu­ra­dan an­la­şı­lan; O’nun bir­yer­de yer­le­şip otur­ma­sı ama sa­yı­sız yer­de çe­ra­ğı­nın yan­ma­sı çev­re­si­ni ay­dın­la­tıl­ma­sı, çev­re­sin­de­ki in­san­la­rı ir­şat et­me­si­dir. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Ana­do­lu’da ye­di yer­de tür­be­si, üç yer­de ma­ka­mı­nın ol­du­ğu ya­ni ya­tı­rı­nın ol­du­ğu­nu da ta­ri­hi ile il­gi­li ya­zı­lı­lan­lar­dan öğ­re­ni­yo­ruz. Bun­lar­dan ba­zı­la­rı; Ma­ni­sa, Ay­dın, Af­yon, Siv­ri­hi­sar ve İs­tan­bul’dur. Ma­ni­sa’da­ki; Ak­hi­sar / Ka­ra­köy’de, Eş­me­de­ki, Ka­ra­ca­ah­met Kö­yü’nde an­ne­si Sul­tan Ana’nın­da me­za­rı ol­du­ğu bi­li­ni­yor.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın adı Ma­ni­sa ve Af­yon Ka­ra­hi­sar’ın fe­tih­le­rin­de de ge­çi­yor. 1371 ta­rih­li Sa­ru­han Oğul­la­rı’nın son hü­küm­da­rı İs­hak Çe­le­bi’nin va­kıf ola­rak ba­ğış­la­dı­ğı top­rak­lar için dü­zen­le­nen Va­kıf­na­me­de; "Sü­ley­man Ho­ro­sa­ni oğ­lu Ka­ra­ca­ah­met" di­ye im­za­sı bu­lu­nu­yor.



1397 ta­ri­hin­de dü­zen­le­nen bir baş­ka vak­fi­ye­de ise; "Gök­çea­ğaç de­ni­len iki kıt’a ara­zi­nin Cem’isin­den ge­len ha­sı­lat Eş-şeyh arif-i bil­lah Ka­ra­ca­ah­met Tek­ke­si’nin mi­sa­fir­le­riy­le Tek­ke’nin sa­kin­le­ri­ne ora­da ya­pıl­mış mer­ka­dın hiz­met­çi­le­ri ile ge­lip gi­den­le­re, ha­lin ik­ti­za­sı­na gö­re ta­ma­mıy­le sev­ke­di­le­cek­tir." de­ni­yor. Bu bil­gi­den Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın bu ta­rih­te ha­yat­ta ol­ma­dı­ğı an­la­şı­lı­yor.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın do­ğum ta­ri­hi bi­lin­mi­yor. Ho­ra­san’da doğ­du­ğu ora­da ye­tiş­ti­ği ba­ba­sı­nın Eh­li­beyt so­yun­dan gel­me bir Türk­men Şa­hı ol­du­ğu söy­len­ce­ler ara­sın­da bu­lu­nu­yor.



Ana­do­lu’da Ha­cı Bek­taş Ve­li’nin gö­rev­len­di­ril­me­si ile; Ma­ni­sa’ya yer­leş­ti­ği Sa­ru­han Türk­men Bey­li­ği’nin yö­ne­ti­ci­si Sa­ru­han Bey’e yar­dım­cı ol­du­ğu O’nun or­du­su­na hem dok­tor hem akın­cı ol­du­ğu Af­yon’un alın­ma­sın­da bu­lun­du­ğu kay­nak­lar­da be­lir­ti­li­yor. 1371’de ya­şa­dı­ğı ama tah­mi­nen 1397’de Hakk’a yü­rü­dü­ğü vak­fi­ye bel­ge­le­rin­den an­la­şıl­mak­ta­dır. Ma­ni­sa, Siv­ri­hi­sar, Ak­hi­sar, Af­yon’dan son­ra Os­man­lı Ba­tı’ya Bi­zans’a İz­nik’e doğ­ru uzan­dık­ça biz Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan gi­bi, ba­zı Alp Eren­ler’in İs­tan­bul-İz­mit-Bur­sa yö­nü­ne git­ti­ği­ni gö­rü­yo­ruz. Ge­yik­li Ba­ba, Göz­cü Ba­ba, Kar­tal Ba­ba v.s den son­ra Göz­cü Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’da; o yıl­lar­da İs­tan­bul’da Ka­dı­köy-Üs­kü­dar ara­sın­da­ki bir ye­re yer­le­şir.



Der­ga­hı’nın ka­pı­sı­nı ar­dı­na ka­dar aça­rak "ye­di kı­ta, dört ik­lim, on se­kiz bin alem"e ses­len­me­ye baş­lar.



İs­tan­bul Üs­kü­dar, Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın yer­leş­ti­ği son yer ol­muş­tur. Da­ha son­ra­da bu ma­ka­mı ile anıl­mış­tır. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın di­ğer Ana­do­lu ve Rum Eren­le­ri’nden bir fark­lı ya­nı ise; Er­miş­li­ğin der­viş­li­ği­nin ya­nın­da bir­de he­kim ev­li­ya ol­ma­sı­dır. Akıl has­ta­lık­la­rı­nı te­da­vi et­me­si­dir.



Bu­gün Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı ola­rak bi­li­nen yer, yıl­lar­ca si­nir ve ruh has­ta­lık­la­rı te­da­vi mer­ke­zi ola­rak has­ta­la­ra "şi­fa oca­ğı" ol­muş­tur. Çe­şit­li te­da­vi­ler so­nu­cu has­ta­lık­la­rı­na ça­re bu­la­ma­yan in­san­lar Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın te­da­vi yön­tem­le­ri ile sağ­lık­la­rı­na ka­vuş­muş­lar­dır. Ak­şam zin­cir­le­ri­ne vu­rul­muş ola­rak der­ga­ha ge­len has­ta­nın er­te­si gü­nü eli­ni ko­lu­nu sal­la­ya­rak sağ­lı­ğı­na ka­vuş­tu­ğu de­fa­lar­ca ger­çek­leş­miş­tir.. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın bu özel­li­ği ünü­ne ün kat­mış O’nu ölüm­süz­leş­tir­miş­tir. Bu­gün mo­dern tıb­bın ger­çek­leş­tir­mek­te zor­lan­dı­ğı si­nir has­ta­lık­la­rı Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın do­ğal te­da­vi yön­tem­le­ri ile gi­de­ri­lir­miş. Halk Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın bu özel­li­ği­ni şöy­le şi­ir­leş­tir­miş­tir.



"Ka­ra­ca­ah­met ulu Ve­li" / "Akıl­la­nır ge­len de­li"



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın te­da­vi­si şöy­le olur­muş:



Der­ga­ha ge­len akıl has­ta­sı tom­ru­ğa ur­gan ile sı­kı­ca bağ­la­na­rak ge­ce­yi der­gah av­lu­sun­da ge­çi­rir­miş. Sa­bah has­ta ip­le­rin­den çö­zü­lüp mür­şi­de gö­tü­rü­lür­müş. Has­ta ilk ge­ce iyi ol­ma­mış ise, bir ve­ya bir­kaç ge­ce da­ha bu yön­tem de­ne­nir­miş. Mür­şit­ten baş­ka­sı gö­rüş­tü­rül­mez, tuz­suz ek­mek ve seb­ze çor­ba­sı dı­şın­da ye­mek ve­ril­mez. Dü­zel­me gö­rü­lür­se ön­ce ayak ip­le­ri çö­zü­lür, mür­şit gö­ze­ti­min­de der­gah av­lu­sun­da gez­di­ri­lir­miş.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın otur­du­ğu ta­şın dö­vül­me­sin­den ya­pı­lan toz, su ile ka­rış­tı­rı­lıp has­ta­ya içi­ri­lir­miş . Bu to­za cev­her de­nir. Da­ha son­ra so­ğuk su ile duş yap­tı­rı­lır. Bu şok et­ki­si ya­par. Te­da­vi sı­ra­sın­da ha­fif ola­rak mü­zik din­le­ti­lir. Din­le­ti­len mü­zi­ğin ne­fes ve se­mah ol­du­ğu tah­min edil­mek­te­dir.



Has­ta bi­raz dü­ze­lir­se top­rak ile uğ­raş­ma­sı için bağ, bah­çe ta­rı­mın­da ça­lış­tı­rı­lır. Ha­fif iş­ler yap­tı­rı­lır. Te­da­vi tam 40 gün sü­rer. Da­ha faz­la ko­nuk edil­mez. Has­ta­lar­dan as­la üc­ret alın­maz. Ka­dın has­ta­la­ra ai­le­nin ka­dın­la­rı ta­ra­fın­dan te­da­vi ku­ral­la­rı uy­gu­la­nır.



Bu te­da­vi şek­li sa­de­ce; Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın İs­tan­bul –Üs­kü­dar’da­ki Der­ga­hı’nda de­ğil, Ma­ni­sa, Er­zin­can/Ke­ma­li­ye Ocak Kö­yü’nde de ya­kın za­ma­na dek uy­gu­lan­mış­tır. Akıl has­ta­sı olup ta bir­çok te­da­vi­ye olum­lu ce­vap ver­me­yen has­ta­la­rın bir kıs­mı ya­kın za­man­lar­da bi­le bu me­kan­lar­da te­da­vi edi­lir­miş. Bu te­da­vi yön­tem­le­ri­ni ya­ni do­ğa ile te­da­vi de­ni­len do­ğa ile bağ­lan­ma­yı, so­ğuk duş te­da­vi­si­ni, şok te­da­vi­yi bir iş­le uğ­raş­ma­yı vs. bu­gün mo­dern tıp­ta kul­lan­mak­ta­dır.



Doç. Dr. Bed­ri No­yan De­de­ba­ba’nın de­diği gi­bi "Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın özel­lik­le, bu­na­lım için­de olan hal­kın si­nir ve akıl has­ta­sı de­di­ği sağ­lık­la­rı bo­zuk kim­se­le­ri te­da­vi et­ti­ği­ne ba­kı­lır­sa za­ma­nın psi­ki­yat­ri­si ol­du­ğu" söy­le­ne­bi­lir. Şa­ka­yık, Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Or­han Ga­zi dö­ne­mi Türk­men bü­yük­le­ri ara­sın­da sa­yar. "Acem hü­küm­dar­la­rın­dan bi­ri­nin oğ­lu olup cez­be­ye dü­şe­rek Ana­do­lu’ya gel­di­ği­ni" ya­zar. Ta­rih­çi Ali ise; "O ta­rih­te Rum Eren­le­ri’nin şöh­ret­li kut­bu Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan idi, ça­ğın­da el­li ye­di bin mü­ri­di O’nun em­ri al­tın­da idi." Di­ye ya­zı­yor. Künh-ül Ah­bar’da Mü­ver­rih Ali ise "bu za­tın Rum Eren­le­ri’nin nam­lı ku­tup­la­rın­dan bi­ri olup Siv­ri­hi­sar’da otu­ran Sey­yid Nu­ret­tin adın­da bir zat ter­bi­ye­si ile sec­ca­de ni­şin" ol­du­ğu­nu ya­zı­yor. Emir­can Sul­tan’ın ha­li­fe­si olan Ah­met Fa­kih’in Kon­ya’da­ki ki­ta­be­sin­de (Ve­fat:687h. 1288 M9 ise; “El­li ye­di bin Rum Eren­le­ri ile Sa­kar­ya su­yu ke­na­rın­da top­lan­mış­lar­dı. Ka­ra­ca­ah­met bun­la­rın göz­cü­sü idi.” Di­ye­rek Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın ta­ri­hi ki­şi­li­ği­ni ta­nım­lı­yor.






Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Me­zar­lı­ğı



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Me­za­rı İs­tan­bul / Üs­kü­dar’da ken­di adı­nı ver­di­ği dün­ya­nın en bü­yük me­zar­lı­ğı ka­bul edi­len me­zar­lık­ta­dır. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın do­ğu­mu gi­bi ölüm ta­ri­hi­de net ola­rak bi­lin­mi­yor. Me­za­rı­nı rü­ya­sın­da gör­dük­ten son­ra anıt me­zar ha­li­ne Ka­nu­ni Sul­tan Sü­ley­man’ın ka­dın efen­di­le­rin­den Gül­fem Ha­tun yap­tır­mış­tır.



Ya­tı­ra, sa­de bir ka­pı­dan gi­ri­li­yor. Dar bir ko­ri­do­run kar­şı­sın­da­ki ka­pı gi­ren­le­ri Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’a ulaş­tı­rı­yor. Ya­tı­rın ol­du­ğu yer ge­niş bir sa­lon olup, bol ışık­lı sa­de bir kub­be ile ör­tü­lü­dür. Tam or­ta yer­de na­di­de ye­şil pu­şi­de­ler­le ör­tü­lü gör­kem­li bir san­du­ka bu­lun­mak­ta­dır. Ya­nın­da bü­yük bir zi­kir tes­bi­hi ası­lı bu­lu­nu­yor. Yer­ler ha­lı­lar­la kap­lı olup, cam­lı vit­rin­de Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın de­ve tü­yün­den örül­müş ori­ji­nal hır­ka­sı, tes­bi­hi, san­ca­ğı ve di­ğer eş­ya­la­rı bu­lun­mak­ta­dır. Bu mü­te­va­zi tür­be yak­la­şık 700 yıl­dır O’nun se­ven­le­ri­nin On’dan şi­fa bek­le­yen­le­ri­nin, yar­dım di­le­yen­le­rin ar­dı­na dek açık ka­pı­sı ola­rak hiz­me­te de­vam edi­yor. Tür­be­de, gi­riş ka­pı­sı­nın so­lun­da­ki ka­pı­dan içe­ri gi­ri­lin­ce üç me­zar zi­ya­ret­çi­le­ri kar­şı­lar. Bun­lar Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’a hiz­met eden gö­nül dost­la­rı­nın me­zar­la­rı­dır. Me­zar taş­la­rın­da; Se­lim De­de (1156-1732), Tek­ke­ni­şin Şeyh Ha­lil (1079-1688), üçün­cü me­zar­da­ki ta­rih­te ise;1050-1640 ya­zı­lı­dır.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın an­ne­si “Sul­tan Ana”nın me­za­rı Eş­me’de Ka­ra­ca­ah­met Kö­yü’nde bu­lu­nu­yor. Kız­kar­de­şi­nin adı ise “Ka­dın­cık Ana”dır. Oğu­la­rın­dan, “Kan Ab­dal” ve “Kan­ber Ab­dal” hak­kın­da faz­la bil­gi bu­lun­ma­mak­la be­ra­ber di­ğer oğ­lu Hı­dır Ab­dal’ın me­za­rı Er­zin­can/Ke­ma­li­ye il­çe­si Ocak kö­yün­de­dir. Hı­dır Ab­dal Sul­tan Der­ga­hı’da İs­tan­bul /Üs­kü­dar –Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı gi­bi mis­yo­nu­nu gü­nü­müz­de de sür­dü­rü­yor. Ale­vi inan­cın­da “Düş­kün­ler Oca­ğı” ola­rak özel ve önem­li bir ye­ri var­dır.






Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın Atı­nın Me­za­rı



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı’nın ken­di­ne öz­gü ta­rih­sel bir özel­li­ği ise; ken­di me­za­rı­nın ol­du­ğu gi­bi Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın ken­di­si­ni Tür­kis­tan’dan Ana­do­lu’ya ge­tir­di­ği­ne ina­nı­lan atı­nın da me­za­rı­nın tür­be ya­kı­nın­da ol­ma­sı­dır. Ken­di ya­tı­rı­nı zi­ya­ret edip O’ndan ken­di dert­le­ri­ne der­man ve so­run­la­rı­na çö­züm di­le­dik­le­ri gi­bi atı­nın da ay­nı şe­kil­de kut­san­ma­sı ve atın­dan da çe­şit­li di­lek­ler­de bu­lu­nul­ma­sı­dır. Bu bir an­lam­da Türk­ler’in ata ver­dik­le­ri öne­mi de gös­ter­mek­te­dir.



Atın me­za­rı Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın ya­tı­rı­na tah­mi­nen 100 met­re ka­dar ya­kı­nın­da ay­rı bir me­kan­da bu­lu­nu­yor. Al­tı sü­tun­lu bir kub­be­nin al­tın­da bu­lu­nan açık bir alan­da­ki bu at me­za­rı ­da Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın se­ven­le­ri­nin zi­ya­ret se­li­ne sah­ne ol­mak­ta­dır.



Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın ya­tı­rı­na yak­la­şık 700 yıl­dır Ana­do­lu’nun dört bir ya­nın­dan der­di­ne der­man ara­yan O’nun se­ven­le­ri; sa­yan­la­rı sel gi­bi akar­ken, atı­nı zi­ya­ret eden­ler ise da­ha çok; yü­rü­ye­me­yen ve­ya geç yü­rü­yen ço­cuk­la­rı­na atın bu­lun­du­ğu kub­be al­tı­na ge­ti­ri­lir. On­la­rı ora­da yü­rü­tür­ken ayak­la­rı ara­sı­na ar­pa ser­per­ler. Bu­ra­yı zi­ya­ret­le ço­cuk­la­rın da­ha ça­buk yü­rü­ye­cek­le­ri­ne ina­nır­lar.



Gü­nü­müz­de hay­van­la­rı sev­mek, ko­ru­mak için çe­şit­li der­nek­ler ku­rul­mak­ta, kam­pan­ya­lar dü­zen­len­mek­te­dir. Bun­lar as­lın­da hay­van­la­rı sev­di­re­rek çağ­daş­lık gös­te­ri­si ser­gi­le­me­ye ça­lış­mak­ta­dır.



Hal­bu­ki; Ana­do­lu’da Ale­vi­ler yak­la­şık 700 yıl­dır ör­nek­le gö­rül­dü­ğü gi­bi sa­de­ce Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın de­ğil, atı­nı­da kut­sa­mak­ta­dır. Sa­de­ce Ana­do­lu’yu ay­dın­la­tan Ana­do­lu eren­le­ri­ne de­ğil, on­la­ra hiz­met edip dün­ya­sı­nı de­ğiş­ti­ren hay­va­na da say­gı gös­te­ril­mek­te, kut­san­mak­ta, dert­le­ri­ne der­man aran­mak­ta­dır, şi­fa di­len­mek­te­dir.



 



Gü­nü­müz­de Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı



Ka­ra­cah­met Sul­tan Der­ga­hı’da; Os­man­lı dö­ne­min­de İs­tan­bul’da bu­lu­nan yak­la­şık 20 ci­va­rın­da Ale­vi-Bek­ta­şi der­ga­hı­nın 2. Mah­mut dö­ne­min­de “Va­ka-i Hay­ri­ye” ne­de­ni ile uğ­ra­dı­ğı akı­be­te uğ­rar. Sa­de­ce de­de­le­ri ve yö­ne­ti­ci­le­ri de­ğil bi­na ve için­de­ki ta­ri­hi de­ğe­ri olan tüm eş­ya­lar, ki­tap­lar ya­kı­lır, yı­kı­lır de­de­ler sür­gün edi­lir. Di­re­nen­le­ri ise anın­da yok edil­di. Bu so­nu­cu ka­bul­len­mek is­te­me­yen­ler, Üs­kü­dar Mey­da­nı’nda ku­ru­lan da­ra­ğa­cı­nı boy­la­dı­lar.



Der­ga­hın tek­rar açı­lıp, se­ven­le­ri ile bu­luş­ma­sı II. Meş­ru­ti­yet dö­ne­mi­ne denk dü­şer. Der­gah, Os­man­lı’nın İs­tan­bul’a ge­li­şi­ni ol­du­ğu gi­bi Os­man­lı’nın yı­kı­lı­şı­nı da gör­dü. Bu yıl­lar­da iş­gal­ci güç­le­re kar­şı Mus­ta­fa Ke­mal’in ön­der­liğn­de­ki “Ulu­sal Di­re­niş” ha­re­ke­ti­ne tüm ola­nak­la­rı­nı se­fer­ber et­ti. Ulu­sal di­re­ni­şe, pa­ra, si­lah ve as­ker sağ­la­dı. Der­ga­hın tüm se­ven­le­ri Ku­va­yi Mil­li­ye saf­la­rın­da yer al­dı­lar, Cum­hu­ri­yet ku­ru­la­na dek bu gö­re­vi sür­dür­dü­ler.



Cum­hu­ri­ye­tin ku­rul­ma­sın­dan son­ra “Tek­ke ve Za­vi­ye­le­rin Ka­pa­tıl­dı­ğı” sı­ra­da Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı se­ven­le­ri ve de­de­le­ri “Ba­ba Ocak­la­rı­nı” gö­nül­lü ola­rak tıp­kı Ha­cı Bek­taş Der­ga­hı gi­bi ka­pat­tı­lar ve anah­tar­la­rı­nı biz­zat TBMM’ne ken­di el­le­riy­le tes­lim et­ti­ler.



İs­tan­bul’da­ki Ka­ra­ca­ah­met Der­ga­hı’nın ka­pan­ma­sı­nı Ma­ni­sa’da­ki, Af­yon’da­ki ve Er­zin­can-Ke­ma­li­ye / Ocak kö­yün­de­ki Hı­dır Ab­dal Sul­tan Oca­ğı’nın ka­pa­tıl­ma­sı iz­le­di. Ama halk bu res­mi ka­pa­tıl­ma­ya giz­li­den giz­li­ye mu­ha­le­fet et­ti. Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ı hiç yal­nız bı­rak­ma­dı. O’nu se­vin­cin­de, üzün­tü­sün­de hep ara­dı. İyi ve kö­tü gün­le­ri­ni Onun’la pay­laş­ma­yı giz­li­den giz­li­ye sür­dür­dü. Ale­vi top­lu­mu­nun bu der­viş –he­ki­mi­ni; se­ven­le­ri sev­gi ve say­gı­la­rı­nı sun­ma­ya de­vam edi­yor. Bu­gün ya­şa­yan Ale­vi Der­gah­la­rı için­de Ha­cı Bek­taş Ve­li Der­ga­hı’ndan son­ra en ge­niş kit­le­nin uğ­rak yer der­sek di­ğer ku­rum­la­ra hak­sız­lık et­me­yiz. Yak­la­şık her haf­ta 5 bin ki­şi bu me­ka­nı zi­ya­ret edi­yor. Kur­ban­la­rı ke­sip, se­mah­la­rı­nı dö­nü­yor can­lar­la bir­lik­te cem evin­de ade­ta ay­rı bir dün­ya­ya yol­cu­luk edi­li­yor.



Bu hiz­met­le­ri 1969 yı­lın­da ku­rul­muş olan “Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Tür­be­si­ni Onar­ma ve Ya­şat­ma Der­ne­ği” ya­pı­yor. Der­ne­ğin ku­ru­lu­şun­dan ön­ce can­lar yıl­lar­ca tür­be­ye giz­li, giz­li ge­lip kur­ba­nı­nı ke­ser, ce­mi­ni ya­par, se­ma­hı­nı dö­ner­miş. Ama der­ne­ğin ku­ru­lu­şun­dan son­ra bu iş sü­reç için­de da­ha ser­best ol­muş. Der­ne­ğin ku­rul­du­ğu yıl yö­ne­tim­den tep­ki gel­me­sin di­ye ilk ku­ru­cu baş­kan ola­rak Sün­ni kö­ken­li bir yurt­taş se­çil­miş. İs­mi Av. Şük­rü Alp­te­kin’dir.



Kırk yıl­dır hiz­met ve­ren der­nek yak­la­şık 60 yö­ne­ti­ci ile hiz­met yü­rü­tü­yor. Kırk yıl ön­ce 20 met­re­ka­re­lik bir alan­dan olu­şan der­gah bu­gün yak­la­şık 2500 met­re­ka­re­lik bir me­kan ola­rak zi­ya­ret­çi­le­re hiz­met ve­ri­yor. Der­ne­ğin fa­al ola­rak 15.000 ki­şi­lik res­mi üye­si ka­yıt­lı bu­lu­nu­yor. Der­gah­ta 22 per­so­nel pro­fes­yo­nel ola­rak ça­lı­şı­yor. Ka­pı­sın­da 24 sa­at hiz­met ve­ren 3 bek­çi gö­rev ya­pı­yor.



Der­gah 3 kat­tan olu­şu­yor. Gi­riş­te ko­nuk­la­rı bek­çi­den son­ra Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan’ın ya­tı­rı kar­şı­lı­yor. Sol­da der­viş me­zar­la­rı, on­la­rın bi­ti­şi­ğin­de geç­miş­te akıl has­ta­la­rı­nın te­da­vi edil­di­ği kü­çük bir oda yer alı­yor. Bu oda bu­gün da­nış­ma oda­sı ola­rak kul­la­nı­lı­yor. Uzun ko­ri­do­run so­nun­da önü­mü­ze yak­la­şık 500 met­re­ka­re­lik bir sa­lon çı­kı­yor. Bu sa­lon­da otur­ma grup­la­rı var. Bu­ra­da can­lar soh­bet edi­yor. Sa­lo­nun ka­pı­sı mut­fa­ğa ve ke­sim­ha­ne­ye git­mek is­te­yen­le­ri ulaş­tı­rı­yor. Kur­ban­lar ve mut­fak hij­ye­nik şart­lar­da hiz­met ve­ri­yor. Pi­şen ye­mek­ler asan­sör­le 3. ka­ta çı­kıp lok­ma­lar self ser­vis ile ge­len can­la­ra pay edi­li­yor. Ye­mek­ha­ne­de ay­nı an­da yak­la­şık 2 bin ki­şi ye­mek yi­ye­bi­li­yor.



Gi­riş kat­ta; çay oca­ğı, bü­fe ve ki­tap sa­tış ye­ri de zi­ya­ret­çi­le­rin soh­bet­le­ri­ne yar­dım et­me­ye ça­lı­şı­yor. Bu­ra­da bir otur­ma gru­bun­da dost­la­rı­nız­la otu­rup, ki­tap­lık­ta is­te­di­ği­niz ki­tap, ka­set ve CD ile il­gi­le­ne­bi­lir­si­niz. Hat­ta o sı­ra­da evin­de pi­şi­ri­lip der­ga­ha ge­len lok­ma­yı çay ile yu­dum­la­ya­bi­lir­si­niz. İs­ter­se­niz ikin­ci ka­ta çı­kıp Ce­me­vin­de dü­zen­le­nen de­de­nin yü­rüt­tü­ğü Ce­me ka­tı­la­bi­lir­si­niz. Cem­den son­ra di­ler­se­niz 3. kat­ta aşe­vin­den et­li bul­gur pi­la­vı­na can­lar­la bir­lik­te “Bis­mi­şah” de­yip ka­şık sal­la­ya­bi­lir­si­niz. Ya da Cem­den son­ra sa­lon­da dü­zen­le­nen çe­şit­li ya­zar­la­rın, araş­tır­ma­cı­la­rın ko­nuş­ma­cı ola­rak ka­tıl­dı­ğı kon­fe­rans ve­ya pa­ne­le iz­le­yi­ci ola­rak ka­tı­la­bi­lir­si­niz. Ve­ya ofis­ler­de bu­lu­nan bil­gi­sa­yar­lar­dan bi­ri ile in­ter­ne­te gi­rer Ka­ra­ca­ah­met Der­ga­hı’nın ha­zır­la­dı­ğı Ale­vi­lik ko­nu­sun­da ol­duk­ça de­tay­lı bil­gi yük­lü si­te­yi (bir yıl için­de 75.000 ki­şi zi­ya­ret et­miş­tir. Top­lam iz­le­yi­ci sa­yı­sı 5 mil­yo­nu bul­muş­tur.) iz­le­ye­bi­lir­si­niz. Ay­rı­ca Der­ne­ğin son bir yıl için­de ya­yın­la­dı­ğı ki­tap­la­rı (15 adet), bu­gü­ne dek 80 sa­yı çı­kan der­gi­yi in­ce­le­ye­bi­lir­si­niz. Bun­la­rın dı­şın­da der­ga­ha bağ­la­ma, se­mah, bil­gi­sa­yar, in­gi­liz­ce vs. öğ­ren­me­ye ge­len genç­ler ile de “Genç­lik Oda­sı”nda ya­pı­lan soh­bet­le­re ka­tı­la­bi­lir­si­niz.



Bu hiz­met­le­ri üç yıl­da bir se­çim­le gö­re­ve ge­len der­nek yö­ne­ti­mi ve­ri­yor. Der­nek; 15 asıl, 15 ye­dek üye dı­şın­da 15 ki­şi­lik da­nış­ma ku­ru­lu, 5 ki­şi­lik di­sip­lin ku­ru­lu ve ye­dek­le­rin­den olu­şu­yor. Top­lam 60 yö­ne­ti­ci olu­yor. 22 ki­şi­lik üc­ret­li per­so­nel bu hiz­met­le­ri ko­nuk­la­ra ulaş­tı­rı­yor. Der­ga­ha haf­ta­da Cu­mar­te­si-Pa­zar yo­ğun ol­mak üze­re yak­la­şık 5 bin zi­ya­ret­çi ge­li­yor. Der­nek Tür­ki­ye’de ve yurt dı­şın­da ku­ru­lu sa­yı ola­rak en çok üye­yi ba­rın­dı­ran bir ku­rum ola­rak 40 yıl­dır ke­sin­ti­siz hiz­met ve­ri­yor. Üs­kü­dar dı­şın­da der­ne­ğin, Tuz­la, Sa­rı­ga­zi, Ha­cı­bek­taş ve Gür­pı­nar’da bi­rer şu­be­si bu­lu­nu­yor. Şu­be­le­ri ile bir­lik­te yak­la­şık 20.000 ka­yıt­lı üye­si bu­lu­nu­yor. Ha­cı Bek­taş ka­sa­ba­sın­da der­gah 2008 yı­lın­da, 260 ki­şi­lik “Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı Cem ve Mih­ma­ne­vi”ni yap­tı. Gi­den zi­ya­ret­çi­ler Ha­cı Bek­taş Ve­li’yi zi­ya­ret et­tik­ten son­ra mih­ma­ne­vin­de ka­la­bil­mek­te­dir­ler. Ya­pı­lan ka­yıt­lar­dan el­de et­ti­ği­miz so­nuç­la­ra gö­re; ay­da yak­la­şık 20 bin ki­şi, yıl­da yak­la­şık; 300.000 ki­şi Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı’nı zi­ya­ret edi­yor. Ve ge­len kit­le sü­rek­li de­ği­şik ki­şi ve grup­lar­dan olu­şu­yor. Tüm bu hiz­met­ler için bu­gü­ne dek dev­let­ten ve­ya her­han­gi bir ku­rum­dan bir ku­ruş pa­ra­sal yar­dım alın­ma­mış­tır. Mas­raf­lar hal­kın gö­nül­lü ba­ğış­la­rı ile ger­çek­leş­mek­te­dir. Her yıl ya­pı­lan 10 Mu­har­rem Tö­ren­le­ri­ne (Hz. Hü­se­yin ve çev­re­si­nin Ker­be­la’da şe­hit edil­di­ği gün) yak­la­şık 80 bin ki­şi zi­ya­ret­çi gel­mek­te­dir. Zi­ya­ret sa­bah sa­at: 05.00’de baş­lar ak­şam 19:00’a dek sü­rer. Cem için 3 kat­lı der­ga­hın hiç­bir me­ka­nı yet­me­yip top­lu­luk bah­çe ve me­zar­lık­ta saf tut­mak­ta­dır. Mu­har­rem’in 12. gü­nü olan Aşu­re Gü­nü ise Der­gah’ı zi­ya­ret­çi sa­yı­sı yak­la­şık 100 bin ki­şi­ye ulaş­mak­ta­dır. Bu ka­dar yo­ğun ol­ma­mak­la bir­lik­te der­gah­ta Ab­dal Mu­sa Ce­mi, Hı­zır Ce­mi ve Kur­ban Bay­ra­mı’nın 1. gü­nü ya­pı­lan Bay­ram Ce­mi’de her bi­ri yak­la­şık 10-15 bin ki­şi­nin ka­tı­lı­mı ile ger­çek­le­şen cem­ler­dir.



Yak­la­şık 10 yıl ön­ce 50 ki­şi­lik bir zi­ya­ret­çi gru­bu­na der­gah­ta hiz­met ver­mek­te zor­luk çe­ki­lir­ken, lok­ma­lar me­zar­lar için­de ayak­ta ta­bak­la­ra ko­na­rak da­ğı­tı­lır­ken bu­gün sağ­lık ko­şul­la­rı­na uy­gun ola­rak ha­zır­la­nan ye­mek­ler self ser­vis ile ay­nı an­da 2 bin zi­ya­ret­çi­ye ve­ri­le­bil­me­si ola­ya kit­le­nin sa­hip­len­miş ol­ma­nın bir gös­ter­ge­si ola­rak al­gı­lan­ma­lı­dır.



Bu­gün ül­ke­miz­de din iş­le­ri­ni dü­zen­le­yen ku­rum olan Di­ya­net İş­le­ri Baş­kan­lı­ğı, Ce­mev­le­ri’nin iba­det ye­ri olup ol­ma­dı­ğı­nı da­ha doğ­ru­su iba­det ye­ri ol­ma­dı­ğı­nı her fır­sat­ta ifa­de edip Ale­vi-Bek­ta­şi yurt­taş­la­rı­nı in­ci­ti­yor.



Ül­ke­miz­de na­sıl ki Ale­vi yurt­taş­la­rı­mız Sün­ni yurt­taş­la­rı­mı­zın iba­det et­tik­le­ri me­kan­lar­dan bi­ri olan ca­mi­le­re bi­rer inanç mer­ke­zi ola­rak say­gı­lı dav­ra­nı­lı­yor­sa, ba­zı Sün­ni yurt­taş­la­rı­mız­da özel­lik­le Di­ya­net İş­le­ri Baş­kan­lı­ğı ve ba­zı din ku­rum­la­rın­da­ki gö­rev­li­ler­de Ale­vi yurt­taş­la­rı­nın yüz­yıl­lar­dır var­lık­la­rı de­vam eden inanç mer­kez­le­ri olan Ce­mev­le­ri­ne kar­şı say­gı­lı ol­ma­lı­dır­lar. Çün­kü ba­rı­şın ve kar­deş­li­ğin yo­lu bu an­la­yı­şın ha­ya­ta ge­çi­ril­me­sin­den ge­çer. Ba­rış, kar­deş­lik, hoş­gö­rü kar­deş­ce ya­şa­ma ters ge­len zih­ni­ye­ti top­ra­ğa göm­mek ile olur.



 



Kaynaklar


1) Doç. Dr. Bed­ri No­yan, “Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan” ad­lı ma­ka­le



2) Vi­la­yet­na­me, Ha­cı Bek­taş Ve­li, Ant Ya­yın­la­rı, İs­tan­bul 1995, s. 65  



3) Vi­la­yet­na­me, Ha­cı Bek­taş Ve­li, Ant Ya­yın­ları, İs­tan­bul 1995, s. 67  



4) Meh­met Ya­man, Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Haz­ret­le­ri, İs­tan­bul 1984, s. 94  



5) Doç. Dr. Bed­ri No­yan Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan ad­lı ma­ka­le­si s. 5



6) Doç. Dr. Bed­ri No­yan a.g.m.



7) Ce­mal Şe­ner, Mi­ya­se İlk­nur, Şe­ri­at ve Ale­vi­lik, Ant Ya­yın­la­rı, İs­tan­bul 1995, s. 88 



8) Ce­mal Şe­ner, Ne­fes Der­gi­si, İs­tan­bul 1994, s. 12, 



9) Ne­zi­he Araz, Ana­do­lu Eren­le­ri, İs­tan­bul 1992, s. 450 



10) Bur­han Ko­ca­dağ, İs­tan­bul Bek­ta­şi Tek­ke­le­ri, İs­tan­bul, s. 244  



11) Doç. Dr. Bed­ri No­yan a.g.m.



12) Meh­met Şim­şek, Hı­dır Ab­dal Oca­ğı, İs­tan­bul, s. 66  





Cemal Şener : Mehmet Yaman - Büyük Türk Akıncısı - Evliyâsı – Hekimi: Karacaahmet Sultan. Karacaahmet Sultan Kültür Derneği Yayınları, İstanbul 2008, 400 S., + Resimler + İçindekiler, ISBN 978-975-93123-6-7


Cemal Şener <Yayına Hazırlayan>: Mehmet Yaman - Büyük Türk Akıncısı - Evliyâsı – Hekimi: Karacaahmet Sultan. Karacaahmet Sultan Kültür Derneği Yayınları, İstanbul 2008, 400 S., + Resimler + İçindekiler, ISBN 978-975-93123-6-7




Cemal Şener : Mehmet Yaman - Büyük Türk Akıncısı - Evliyâsı – Hekimi: Karacaahmet Sultan. Karacaahmet Sultan Kültür Derneği Yayınları, İstanbul 2008, 400 S., + Resimler + İçindekiler, ISBN 978-975-93123-6-7


Sunu


Sev­gi­li oku­yu­cu,


Eli­niz­de­ki ki­tap Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan üs­tü­ne bu­gü­ne ka­dar ya­yın­lan­mış en kap­sam­lı ki­tap sa­yı­lır.


Ki­ta­bı­mız üç bö­lüm­den olu­şu­yor. Bi­rin­ci bö­lü­mü, Meh­met Ya­man ta­ra­fın­dan ya­zı­lan ve tam adı; Bü­yük Türk Akın­cı­sı, Ev­li­ya­sı, He­ki­mi “KA­RA­CA­AH­MET SUL­TAN HAZ­RET­LE­Rİ” ad­lı ki­ta­bın gün­cel­leş­ti­ri­le­rek 4. bas­kı için ha­zır­lan­mış şek­li­dir. İkin­ci bö­lü­mü, Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan ile il­gi­li çe­şit­li ya­zar­la­rın, aka­de­mis­yen­le­rin ha­zır­la­dı­ğı de­ği­şik sem­poz­yum­lar­da su­nul­muş teb­liğ­ler ve ma­ka­le­ler­den olu­şan 8 ya­zı yer alı­yor. Üçün­cü bö­lüm­de ise, 29-30 Ekim 2005’de Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı’nda ya­pı­lan; “Tür­ki­ye Ale­vi-Bek­ta­şi De­de­ler Ku­rul­ta­yı”nda ya­pıl­mış ba­zı ko­nuş­ma­lar ve de­ğer­len­dir­me­ler­den olu­şan 14 ya­zı yer al­dı.


Ay­rı­ca, ki­ta­bı­mı­zın baş kıs­mı­na der­ga­hı­mı­zın gün­cel du­ru­mu­nu an­la­tan Ce­mal Şe­ner’in ha­zır­la­dı­ğı bir ya­zı ile ki­ta­bın için­de dört bö­lüm ha­lin­de fo­toğ­raf­lar var.


Fo­toğ­raf­lar­da; Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı’ndan gün­cel gö­rün­tü­ler, Der­ga­hı­mı­zın Ha­cı­bek­taş’ta 29 Ekim 2008 gü­nü, Be­le­di­ye Baş­ka­nı, Kay­ma­kam, Gar­ni­zon Ko­mu­ta­nı, Em­ni­yet Mü­dü­rü, İl­çe Mil­li Eği­tim Mü­dü­rü ile bir­lik­te ge­niş ka­tı­lım­lı açı­lış­tan gö­rün­tü­ler, 29 Ekim 2005’de der­ga­hı­mız­da ya­pı­lan “De­de­ler-Ba­ba­lar Ku­rul­ta­yın­dan gö­rün­tü­ler ile İs­tan­bul Bü­yük­çek­me­ce-Gür­pı­nar şu­be­miz­den fo­toğ­raf­lar yer al­dı.


Ki­ta­bı­mı­zın oku­yu­cu­la­rı­mız için fay­da­lı ol­ma­sı­nı di­li­yor, say­gı ve sev­gi­le­ri­mi­zi su­nu­yo­ruz...


 


Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ne­ği


Yö­ne­tim Ku­ru­lu


Aralık/2008 İs­tan­bul


Cemal Şener: Dedeler – Babalar Kurultayı Yapıldı...


29-30 Ekim 2005 ta­ri­hin­de Cum­hu­ri­yet’in ilan edil­me­si­nin 82. yıl­dö­nü­mün­de İs­tan­bul-Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı’nda Ale­vi De­de­le­ri, Ana­la­rı, Bek­ta­şi Ba­ba­la­rı ve Ana­ba­cı­lar’ın ka­tıl­dı­ğı; Tür­ki­ye Bi­rin­ci De­de­ler, Ba­ba­lar, Ana­lar, Ana­ba­cı­lar Ku­rul­ta­yı ya­pıl­dı.



Ku­rul­ta­ya ev sa­hip­li­ği­ni İs­tan­bul’da­ki Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı, Şah­ku­lu Sul­tan Der­ga­hı, Ga­rip De­de Der­ga­hı, Erik­li Ba­ba Der­ga­hı ile Hol­lan­da Ale­vi De­de­ler Di­va­nı yap­tı.


Tür­ki­ye ta­ri­hin­de ve Ale­vi-Bek­ta­şi ta­ri­hin­de bir ilk ger­çek­leş­ti. Ku­rul­ta­ya Ale­vi­li­ğin-Bek­ta­şi­li­ğin ta­ri­hi di­ni mer­kez­le­ri olan De­de Ocak­la­rı ve Der­gah­la­ra bağ­lı; De­de­ler, Ba­ba­lar, Ana­lar, Ana­ba­cı­lar ka­tıl­dı­lar. Ku­rul­ta­ya 58 Ale­vi De­de Oca­ğı­na ve Bek­ta­şi Der­ga­hı­na bağ­lı 350 De­de, Ba­ba, Ana, Ana­ba­cı ka­tıl­dı.


İki gün sü­ren top­lan­tı­da; 81 ko­nuş­ma­cı top­lam, 810 da­ki­ka yak­la­şık 14 sa­at bo­yun­ca gün­dem­de­ki so­run­la­rı ko­nuş­tu­lar.


Ku­rul­ta­ya ka­tı­lan ba­zı Ale­vi De­de ocak­la­rı­nın isim­le­rin­den söz et­mek ge­re­kir­se; Ağui­çen Oca­ğı’ndan 20 de­de, Hub­yar Oca­ğı’nda 14 de­de, Ba­ba Man­sur Oca­ğı’ndan 12 De­de, Hü­se­yin Ab­dal Der­ga­hı’ndan 4 De­de, Sul­tan Si­ne­mil­li Oca­ğı’ndan 3 De­de, De­de Kar­gın Oca­ğı’ndan 2 De­de, Ür­yan Hı­dır Oca­ğı’ndan 2 De­de, Şah İb­ra­him Oca­ğı’ndan 2 De­de, Ku­rey­şan Oca­ğı’ndan 7 De­de, Şeyh Ha­san Oca­ğı’ndan 6 De­de, Der­viş Ce­mal Oca­ğı’ndan 6 De­de, Zey­nel Abi­din Oca­ğı’ndan 5 De­de, İmam Rı­za Oca­ğı’ndan 2 De­de, Pir Sul­tan Oca­ğı’ndan 3 De­de, Ga­rip Mu­sa Oca­ğı’ndan 3 De­de, Şah Ha­ta­yi Oca­ğı’ndan 1 De­de, Kı­zıl­de­li Oca­ğı’ndan 2 De­de, Se­yit Mah­mut Hay­ra­ni Oca­ğı’ndan 4 De­de, bun­lar­dan baş­ka, Mu­ham­met Ba­kır, Mu­sa-i Ka­zım, Se­yit Bat­tal Ga­zi, Sü­ca­et­tin Ve­li, Ha­san De­de, Düz­gün Ba­ba, Ve­li Ba­ba, Kul Him­met, Sa­rı Sal­tuk, Ali Ba­ba, Ce­mal Ab­dal, Gü­venç Ab­dal, Hı­dır Ab­dal gi­bi top­lam 58 Ocak ve Bek­ta­şi Der­ga­hın­dan De­de, Ba­ba, Ana, Ana-Ba­cı ku­rul­ta­ya ka­tıl­dı.


İlk ko­nuş­ma­la­rı; Ku­rul­ta­ya ev sa­hip­li­ği ya­pan Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı Baş­ka­nı Mu­har­rem Er­can De­de, Şah­ku­lu Sul­tan Der­ga­hı Baş­ka­nı Meh­met Ça­mur, Ga­rip De­de Der­ga­hı Baş­ka­nı Ka­dir Ka­ra­kurt, Erik­li Ba­ba Der­ga­hı Yö­ne­tim Ku­ru­lu Üye­si Me­tin Tar­han ve Hol­lan­da Ale­vi De­de­ler Di­va­nı Baş­ka­nı Bü­lent Du­ran De­de yap­tı­lar.


Ku­rul­ta­yın di­va­nın­da ya­zar Ce­mal Şe­ner, ya­zar İs­ma­il En­gin, Rı­za Şa­hin De­de, Prof. Dr. Ah­met Yü­rür Ba­ba eren­ler, ve Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı Ka­dın Ko­lu Baş­ka­nı Fe­ri­de La­çin yer al­dı.


Ku­rul­ta­yın or­ga­ni­zas­yo­nu­nu ise Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­ga­hı yap­tı.


Ku­rul­ta­ya ka­tı­la­ma­yan ama di­va­na cep te­le­fo­nu ile bağ­la­nan Ha­cı Bek­taş Der­ga­hı Post­ni­şi­ni Ve­li­yet­tin Ulu­soy Efen­di ve ga­ze­te­ci-ya­zar Rı­za Zel­yut’un ko­nuş­ma­sın­dan son­ra sı­ra­sı ile söz is­te­yen De­de, Ba­ba, Ana ve Ana­ba­cı­la­ra söz ve­ril­di.


Tüm ko­nuş­ma­cı­la­rın or­tak ko­nu­su son ay­lar­da ve son yıl­lar­da ba­sın­da, rad­yo ve t.v. ka­nal­la­rın­da ba­zı “Ale­vi” ki­şi ve ku­rum yö­ne­ti­ci­le­ri­nin Ale­vi­lik adı­na olum­suz ko­nuş­ma­lar yap­ma­la­rı­na yö­ne­lik tep­ki­ler­di.


Bun­la­rı ör­nek­le­mek ge­re­kir­se, ba­zı ki­şi­ler ve ku­rum yö­ne­ti­ci­le­ri bir ara Ale­vi­li­ğin “Ali­siz Ale­vi­lik” ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni sa­vun­ma­la­rı onun ar­dın­da ise, “Ale­vi­li­ğin İs­lam dı­şın­da” ol­du­ğu, “Ale­vi­li­ğin ay­rı bir din” ol­du­ğu, “Ale­vi­li­ğin azın­lık” ol­du­ğu en son ise so­rum­suz bir ki­şi­nin kal­kıp “Ale­vi­le­rin Al­lah’a inan­ma­dık­la­rı” bu­nu ise top­lum­dan giz­le­dik­le­ri şek­lin­de if­ti­ra­ya yö­ne­lik suç­la­ma­lar­dı.


Tüm ko­nuş­ma­cı­la­rın, bu gi­bi ki­şi­le­rin Ale­vi­le­ri-Bek­ta­şi­le­ri tem­sil et­me­di­ği, bun­la­rın Ale­vi­lik ile Ale­vi ana-ba­ba­dan doğ­muş ol­mak­tan baş­ka bir iliş­ki­le­ri­nin ol­ma­dı­ğıy­dı.


Ale­vi­li­ğin ise, İs­lam’ın ori­ji­nal bir yo­ru­mu ol­du­ğu ve kı­sa­ca “Hak, Mu­ham­med, Ali, Hün­kar Ha­cı Bek­taş Ve­li Yo­lu” ol­du­ğu şek­lin­de ifa­de edil­me­si­dir.


Hiç bir ki­şi­nin ya ­da der­ne­ğin ken­di­ni Ale­vi-Bek­ta­şi ocak ve der­ga­hı ye­ri­ne koy­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­dir.


Ale­vi-Bek­ta­şi inan­cı yak­la­şık 1400 yıl­dır ya­şı­yor.


Son el­li yıl­dır ül­ke­mi­zin öz­gül şart­la­rın­dan do­la­yı bir top­lum­sal eroz­yon­dan son­ra bel­li bir da­ğı­nık­lık ya­şan­mış­tır.


Ama Ale­vi­lik-Bek­ta­şi­lik yak­la­şık 20 mil­yon kit­le­nin inan­dı­ğı bir İs­la­mi yo­rum­dur.


Bu­gün bu inan­cın bin­ler­ce ocak­za­de de­de­si, yüz­ler­ce der­gah men­su­bu ba­ba­sı var­dır.


Ale­vi­li­ğin-Bek­ta­şi­li­ğin ken­di­ni ye­ni­den ta­nım­la­ma di­ye bir so­ru­nu yok­tur.


Ta­nım­la­mak is­te­yen­ler ken­di­le­ri­ne uy­gun bir “Ale­vi­lik” ya­rat­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar.


Ale­vi­li­ğin- Bek­ta­şi­li­ğin tem­sil so­ru­nu da yok­tur.


Ale­vi­li­ği-Bek­ta­şi­li­ği De­de Ocak­la­rı ve Bek­ta­şi Der­gah­la­rı tem­sil edi­yor.


“El ele, el Hak­ka” il­ke­si ge­re­ğin­ce pi­ra­mi­din ba­şın­da ise Tür­ki­ye’de ve Tür­ki­ye dı­şın­da­ki tüm Ale­vi­le­rin- Bek­ta­şi­le­rin “Ser­çeş­me­si” olan Ha­cı Bek­taş Ve­li Der­ga­hı bu­lu­nu­yor.


Ale­vi­li­ğin ye­ni­den ya­pı­lan­ma­sı “Ser­çeş­me­nin” ku­tup ol­ma­sı ile ger­çek­le­şe­bi­lir.


Bu­nun yo­lu ise or­gan­la­rın yer­li ye­rin­de ol­ma­sı­dır.


Aya­ğın baş, ba­şın ayak iş­le­vi gör­dü­ğü bir du­rum çar­pık bir ya­pı­dır. Doğ­ru­su ba­şın ve aya­ğın ken­di ye­rin­de ol­ma­la­rı­dır. O za­man ya­pı iş­le­vi­ni ye­ri­ne ge­ti­re­bi­lir. Ak­si müm­kün de­ğil­dir.


Yak­la­şık son 15 yıl­dır “ben Ale­vi­yim- Bek­ta­şi­yim” di­yen her ki­şi ve ku­rum yö­ne­ti­ci­si di­li dön­dü­ğün­ce Ale­vi­li­ği Bek­ta­şi­li­ği ve so­run­la­rı­nı çev­re­si­ne ve kul­lan­dı­ğı tüm ile­ti­şim araç­la­rı­nı kul­la­na­rak ka­mu­oyu­na an­lat­ma­ya ça­lış­mış­tır. Bu ça­ba­lar için her Ale­vi- Bek­ta­şi te­şek­kür et­me­li­dir. Ama bu amaç­la ku­ru­lu der­nek­ler, va­kıf­lar, ga­ze­te­ler, der­gi­ler vb. olu­şum­lar as­la ken­di­ni Ale­vi de­de ocak­la­rı ve Bek­ta­şi der­ga­hı ye­ri­ne ko­ya­maz. Böy­le bir ol­gu dün­ya­nın hiç bir ye­rin­de gö­rül­mez. Der­nek­ler ka­nu­nu­na gö­re, Va­kıf­lar ka­nu­nu­na gö­re ku­ru­lan der­nek­ler, va­kıf­lar ken­di­le­ri­ni ocak ve der­gah ye­ri­ne ko­ya­maz­lar.


De­de­ler Ba­ba­lar Ku­rul­ta­yı’nda kı­sa bi­rer ko­nuş­ma­da Av. Şa­kir Ke­çe­ci Ba­ba, Doç. Dr. Mus­ta­fa Ak­soy ve Türk­men İla­hi­yat­çı ya­zar Ce­mil Kı­lıç yap­tı.


Doç. Dr. Mus­ta­fa Ak­soy; Tür­ki­ye’nin ge­le­ce­ği için; “Ale­vi­li­ği mer­ke­ze al­ma­lı­yız” de­di.


Ce­mil Kı­lıç ise; “Kırk­lar Mec­li­si’ni red­de­den­ler, tüm pey­gam­ber­le­rin tut­tu­ğu Mu­har­rem oru­cu­nu tut­ma­yan­lar, Mu­avi­ye’den haz­ret di­ye söz eden­ler Müs­lü­man’da Ale­vi­ler mi Müs­lü­man de­ğil? İs­lam olup ol­ma­dık­la­rı­nı sor­gu­la­ma­sı ge­re­ken­ler as­lın­da on­lar­dır, Ale­vi­ler de­ğil.” de­dik­ten son­ra Ale­vi­ler’in “azın­lık” ol­du­ğu tar­tış­ma­sı ile il­gi­li ola­rak ta; “Ale­vi­ler azın­lık de­ğil­dir. Ale­vi­ler 70 mil­yon­luk Türk mil­le­ti­nin ay­rıl­maz bir par­ça­sı­dır. Hat­ta Ale­vi­ler; 250 mil­yon­luk Türk dün­ya­sı­nın ay­rıl­maz bir par­ça­sı­dır” de­di.


Da­ha son­ra ise; Prof. Dr. Ah­met Yü­rür Ba­ba’nın, Şeyh Ha­san Onar Oca­ğı kö­ken­li ya­zar İs­ma­il Kay­gu­suz’un, Ya­zar Ka­zım Ba­la­ban’ın ve Al­man­ya, Hol­lan­da ve yur­dun de­ği­şik yer­le­rin­den ka­tı­lan ko­nuş­ma­cı­la­rın ko­nuş­ma­la­rı ku­rul­ta­ya kat­kı yap­tı.


De­de, Ba­ba, Ana, Ana­ba­cı ve ya­zar­la­rın ko­nuş­ma­la­rı da Ale­vi­li­ğin ta­nı­mı, Ale­vi­li­ğin ba­sın­da yan­lış yer al­ma­sı, Ale­vi­li­ğin tem­si­li, Di­ya­net İş­le­ri’nin du­ru­mu, zo­run­lu din ders­le­ri ve Ce­mev­le­ri üs­tü­ne ol­du.


İki gün sü­ren ve ta­ri­hi bir top­lan­tı olan Ku­rul­tay so­nun­da ko­nu­şu­lan ko­nu­la­rın yer al­dı­ğı “Ku­rul­tay So­nuç Bil­dir­ge­si” ya­zı­mı ile son bul­du.


Bun­dan son­ra­ki ku­rul­ta­yın ise 2006 yı­lı­nın ağus­tos ayın­da 16-18 Ha­cı Bek­taş Ve­li An­ma Tö­ren­le­ri’nin ar­dın­dan Ha­cı Bek­taş Der­ga­hı’nın bu­lun­du­ğu Ha­cı­bek­taş İl­çe­si’nde ya­pıl­ma­sı­na ka­rar ve­ril­di.


Bu ta­ri­hi top­lan­tı­yı dü­zen­le­yen­le­re ve bü­yük bir aşk­la hiz­met ve­ren Ka­ra­ca­ah­met Der­ga­hı Yö­ne­ti­mi­ne ve hiz­met eden can­la­ra te­şek­kür edil­mez­se ek­sik ka­lır. Aşk-ı ni­yaz­la­rım­la...


04.11.2005 14:09:00



Kurultay Sonuç Bildirgesi


(29-30 Ekim 2005 Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­gâ­hı)


1. Tür­ki­ye Ale­vi-Bek­ta­şi De­de­ler-Ba­ba­lar, Ana­lar-Ana­ba­cı­lar Ku­rul­ta­yı 29-30 Ekim 2005 ta­rih­le­rin­de Ka­ra­ca­ah­met Sul­tan Der­gâ­hı’nda 350 De­de, Ba­ba, Ana ve Ana­ba­cı’nın ka­tı­lı­mı ile top­lan­dı. Ku­rul­tay’da 58 ay­rı Oca­ğa bağ­lı De­de ile Bek­ta­şi Ha­li­fe Ba­ba­sı, Ba­ba­lar­dan 81 ko­nuş­ma­cı; top­lam 810 da­ki­ka Ale­vi­lik, Ocak­lar ve Der­gâh­la­rı ko­nu edin­di.


 


So­nuç ola­rak şu ko­nu­lar üze­rin­de gö­rüş bir­li­ği­ne va­rıl­dı:



1) Ser­çeş­me Ha­ce Bek­taş Ve­li Der­gâ­hı’dır.



2) Hol­lan­da’da 21-22 Ma­yıs 2005 ta­rih­le­rin­de top­la­nan 1. Av­ru­pa De­de­ler Ku­rul­ta­yı’nda alı­nan ka­rar­lar onay­lan­mış­tır: .



3) Ale­vi ana ve ba­ba­dan doğ­mak­tan baş­ka Ale­vi­lik­le iliş­ki­si ol­ma­yan ve med­ya­da boy gös­te­ren ba­zı ki­şi­le­rin, Ale­vi­ler ve Ale­vi­li­ğe ay­kı­rı ver­dik­le­ri be­ya­nat­lar, Ale­vi­le­ri ve Ale­vi­li­ği bağ­la­ma­mak­ta­dır. Bu be­ya­nat­lar, Ale­vi­le­ri-Bek­ta­şi­le­ri ve Ale­vi­li­ği ve Bek­ta­şi­li­ği içer­me­mek­te; sa­de­ce bu şa­hıs­la­rın Ale­vi­lik-Bek­ta­şi­lik dı­şı gö­rüş­le­ri­ni ve ken­di­le­ri­ni ifa­de et­mek­te­dir. De­de­ler ve Ba­ba­lar, bu so­rum­suz­lu­ğa “dur” de­mek­te­dir.



4) Ale­vi­li­ğin ve Bek­ta­şi­li­ğin te­mel ku­rum­la­rı, Ocak­lar ve Der­gâh­lar­dır. Bu­nun­la bir­lik­te Ce­mev­le­ri iba­det­le il­gi­li bir ku­rum ola­rak önem­li­dir. Ocak­lar ve Der­gâh­lar, De­de­le­rin ve Ba­ba­la­rın ye­tiş­ti­ği ana kay­nak­lar­dır. Der­gâh­lar ir­şat yer­le­ri­dir. Mo­dern ve post-mo­dern ha­yat­ta de­de­le­rin ve ba­ba­la­rın ye­tiş­ti­ri­le­ce­ği ku­rum Der­gâh­lar­dır.



5) Tür­ki­ye’de­ki Ale­vi­le­rin ve Bek­ta­şi­le­rin var­lı­ğı, dev­let ta­ra­fın­dan res­men ka­bul edil­me­li­dir.



6) Hü­kü­met­le­rin Ale­vi­le­re ve Bek­ta­şi­le­re kar­şı kül­tü­rel ve eko­no­mik yak­la­şı­mın­da ay­rım­cı ol­ma­ma­sı, Ale­vi ve Bek­ta­şi ger­çe­ği­ni in­kâr po­li­ti­ka­sın­dan vaz­geç­me­si ge­rek­mek­te­dir.



7) Hü­kü­met­ler ta­ra­fın­dan Ce­mev­le­ri­nin iba­det ye­ri ola­rak ka­bul edil­me­si ge­rek­li­dir.



8) Der­gâh­lar Eh­li­beyt inan­cı­nın Hakk-Mu­ham­med-Ali yo­lu­na bağ­lı can­la­rın bir ara­ya top­lan­dık­la­rı yer­ler­dir.



9) Ale­vi­ler, azın­lık de­ğil­dir. Bi­la­kis dev­le­tin ku­ru­cu un­sur­la­rı­dır. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti sı­nır­la­rı içe­ri­sin­de azın­lık kıs­tas­la­rı Lo­zan Ant­laş­ma­sı’nca be­lir­len­miş­tir.



10) Zo­run­lu din ders­le­ri­nin kal­dı­rıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir.



11) Di­ya­net İş­le­ri Baş­kan­lı­ğı’nın mev­cut ya­pı­sı Ale­vi­ler­den ve Bek­ta­şi­ler­den de al­dı­ğı ver­gi­ler­le Ha­ne­fi mez­he­bi­ne hiz­met esa­sı­na da­yan­mak­ta­dır. Bu an­lam­da Ale­vi­le­ri ve Bek­ta­şi­le­ri tem­sil et­me­mek­te­dir.



12) Bun­dan son­ra ya­pı­la­cak olan Ale­vi-Bek­ta­şi Ku­rul­ta­yı’nın 2006 yı­lı­nın ağus­tos ayın­da Ha­cı­bek­taş’ta ya­pıl­ma­sı ka­rar­laş­tı­rıl­mış­tır


Cemal ŞENER

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git