Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

+ Büyük Font | - Küçük Font

ALEVİLERİN TÜKENİŞİ VE ALEVİ DERS KİTABI

ALEVİLERİN TÜKENİŞİ VE ALEVİ DERS KİTABI


 


Alevilerin tükenişi sürüyor. Bu söze kimi Alevilerin büyük bir öfke göstereceğini bile bile yazıyorum. Evet Alevilerin tükenişi sürüyor. Aleviler için çok acıklı bir süreç yaşanıyor. Yıllar geçtikçe egemen din anlayışı daha da egemen hale geliyor. Alevi köyleri devşiriliyor. Alevi köylerine yapılan kimi camilerde Alevi kökenli Sünnileşmiş imamlar görev yapıyor. Bunların içinde dede kökenli olanlar bile var.

Buna paralel bir şekilde pek çok Alevi kökenli şahıs Alevilikten kurtuluşun yolunu arıyor. Ya Şiileşiyor yada Sünnileşiyor. Bir kısmı da dinsizliği seçiyor.

Bir de Aleviliği kendine uyduranlar var. Aslında Sünni yada Şii inancı benimsediği halde hala Aleviyim demeyi sürdürüp gerçek Aleviliğin kendi anladığı şekilde olduğunu söyleyerek sinsi bir misyonerliğe yönelmiş hayli fazla sayıda Alevi kökenli Sünni de mevcut.


Devam etmekte olan süreçten Diyanet İşleri Başkanlığı ve tüm Sünni misyonerler gayet memnunlar. Bakmayın şikayet ediyormuş gibi yaptıklarına… Cami yapılan Alevi köy sayısı hızla artıyorsa, Camiye gitmeye ve Ramazan orucu tutmaya başlayan Alevilerin sayısı çoğalıyorsa, Din Kültürü derslerinde misyoner Din Kültürü öğretmenleri ve onlara gönüllü destek veren cemaatçi öğrencilerin de katkılarıyla her gün onlarca, yüzlerce Alevi öğrencinin kafası karıştırılıyor ve Sünni ibadetlerini yapmaya teşvik ediliyorsa MEB, Diyanet İşleri ve diğer Sünni misyoner çevreler neden rahatsız olsunlar ki !

Sünni misyonerliği en büyük desteği trajik bir biçimde Alevi kökenli mühre kuşlarından görüyor. Sünni misyonerliğine katkı için kurulmuş Alevi dernek sayısı azımsanmayacak miktardadır. Sanıyorum bu konuda en hazin görüntü altı cem evi üstü cami şeklinde yapılan tuhaf yapılardır.

Eğer 2. Mahmut’tan bu yana Aleviler asimile olmasalardı Anadolu’nun en az yüzde kırkı Alevilerden oluşuyor olacaktı. Oysa günümüzde Türkiye nüfusunun sadece yüzde 10- 15 kadarı Alevi. 10 milyon civarındaki Alevi nüfus da hızla asimile olma süreci yaşıyor.

İşte böylesi bir noktada tam anlamıyla bir imdat çığlığı şeklinde nitelenebilecek bir girişime başvuruldu: Alevi ders kitabı…

Aslında Alevi ders kitabı diye anılan çalışmanın sadece Aleviliği anlatan bir çalışma olmadığı, Türkiye’deki tüm inançları birlikte anlatan fakat Aleviliğe ise mevcut ders kitabından daha fazla yer veren bir çalışma olduğu biliniyor. Hatta bu kitaplarda ( İlköğretim 4. sınıftan 12. sınıfa kadar toplam 9 kitap ) tüm din ve inançları sorgulayan, yer yer eleştirel bakış getiren, ateist düşünceyi de kısmen de olsa içeren bölümler, okuma parçaları ve düşünme egzersizleri mevcut. Kimi Alevi kurumlarının feryat figan eder bir biçimde eleştirdiği hatta “zehir “ diye nitelediği bu çalışmadan haberdar olmadıkları savı gerçeği yansıtmıyor. Zira bu çalışmanın, hazırlanış sürecinde pek çok Alevi kurum ve inanç önderine, bilim insanına, araştırmacıya sunulduğu Cem Vakfı yetkilileri tarafından belirtiliyor.

Sadece Alevilik açısından değil din ve inanç öğretimi konusunda devrim denilebilecek düzeyde yepyeni bir yaklaşım getiren söz konusu çalışmanın heba edilmesi bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olacaktır.

Cem Vakfı başkanı Sayın İzzettin Doğan’ın kamuoyuna açıkladığı bu çalışmayı MEB’in kabul etme olasılığı yok denecek kadar azdır. Zira bu çalışma, Sünni teologların şiddetle reddettiği cem – namaz, cami - cem evi, Muharrem - Ramazan eşitliğini içeriyor. Sünni teologlara göre cem asla namazın yerini tutmaz ve namaz gibi bir ibadet olarak görülemez. Yani namaz kılmayan bir kimsenin ceme katılmasının hiçbir değeri yoktur. Asıl ibadet biçimi beş vakit namazdır. Bu yapıldıktan sonra istenirse kişi ceme de katılabilir. Evet Sünni teologlar böyle diyor. Oysa kitap cem ve namazı teolojik açıdan eşitliyor. Bu bir devrim değil de nedir ?! Tabi bir kısım Alevi de şöyle düşünüyor. Bizim cemimiz namazdan, cem evimiz de camiden üstündür, ne demek eşitlik !?

Oysa cahile söz geçirmek imkansız denecek kadar zordur. Buradaki eşitlikten kasıt itikadi eşitlik değil teolojik eşitliktir. Tabi ki herkesin gönlünde kendi inanç ve ibadet biçimi kendine göre diğer tüm inanç ve ibadet biçimlerinden üstündür. Ama meselemiz o değil… Bir de anlatabilsek !

Cami – cem evi eşitliği de hukuksal eşitliktir. Ne itikadi ne de teolojik eşitlik değildir. Dediğim gibi herkes kendi ibadethanesini elbetteki kendi gönlünde diğerlerinden üstün görecektir. Ama sorunun temelinde devletin bir kurum olarak bu hukuksal eşitliği yadsıması vardır. Bu yadsıyış ortadan kaldırılmalıdır.

Mücadele işte bunun mücadelesidir: Devletin eşitliği kabul etmesini ve ona göre yurttaşına eşit hizmet götürmesini sağlama mücadelesidir.

Alevi ders kitabı diye bilinen çalışma aslında Sünni egemen zümrenin maskesini düşürecek olağanüstü bir çalışmadır. Bu çalışmayı reddetmekle ne denli misyonerce davrandıklarını ve ne denli inkarcı olduklarını bizzat kendileri izhar etmiş olacaklardır.

Keşke kimi Alevi kurumları peşinen reddetmek yerine meseleye daha soğuk kanlı yaklaşabilselerdi.

Ne hazin ki hemen hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da Alevi kurumları arasında bir taban kapma yarışı yapılmak isteniyor. Oysa Aleviler her geçen gün eriyor. Alevilik, absorbe ediliyor.

Keşke tükenişi görebilseler. Keşke, biz asla yok olmayız, avuntusunu terk edebilseler. Zira tarih yok olan yahut yok edilen inanç ve kültürler mezarlığıdır.

Açıkça söylüyorum: İdeal olan laik devletin okullarında din dersi diye bir dersin olmamasıdır. Ama dinler tarihi şeklinde bir dersin olması da şarttır.

Hazırlanan kitaplar tam anlamıyla olmasa da bir dinler tarihi ders kitabı şeklinde düşünülmüş kitaplardır. Her din ve inanca tarafsız bir şekilde yer verilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Hatta kitapta şimdiye değin hiç olmadığı şekilde ateist düşünceye de olumsuzlamacı bir dil kullanmadan yer verilmiştir.

Tanrı inancını, peygamberlik kurumunu, kutsal kitap anlayışını ve Kur’an’ın değişmezliği düşüncesini sorgulayan düşünme egzersizleri, kitapların en dikkat çekici yanlarından biridir.

Keşke feryat edenler bunları görebilseler.

Yine keşke, Alevilerin tükenişini bekleyen çevrelere bu kitapların muazzam bir başkaldırı olduğunu anlayabilseler.

Ders kitapları kadar dersi verecek kadro da önemlidir. Hatta daha da önemlidir. Bu noktada açık yüreklilikle belirtelim ki, mevcut Din Kültürü öğretmenlerinin neredeyse tamamına yakını ne Din kültürü dersi, ne de Dinler tarihi dersi vermeye yeterli donanımda değildirler. Zira büyük çoğunluğu öğretmenlik yapmaktan ziyade Sünni İslam’ın misyonerliğini yapmayı sevap ve vacip kabul eden bir zihniyete sahiptirler.

Yani aslında sorun sadece kitaplar değildir.

Ama o hazin gerçeği bir kez daha hatırlatalım. Alevi kurumları birbirleriyle uğraştıkça Alevilerin tükenişi de hız kazanmaktadır.


MUSTAFA CEMİL KILIÇ


MUSTAFA CEMİL KILIÇ21.05.2009 23:13:00

Cevaplar

Cevap Gönder

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git