Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

+ Büyük Font | - Küçük Font

Eğitim İş Sendikası, Din Dersleri ve Alevilik...

Eğitim İş Sendikası, Din Dersleri ve Alevilik…



Türkiye’de eğitim alanında örgütlü birkaç sendika mevcut. Bunların arasında laik, ulusalcı, demokratik, bilimsel ve parasız eğitimi savunan tek sendika EĞİTİM İŞ sendikasıdır. Açılımı, “Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası” olan Eğitim İş, TÖS ve TÖBDER geleneğinin devamıdır. Türk eğitim camiasında sendikal mücadele anlamında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini sözde değil özde savunan Eğitim İş sendikası, temel anlayışını, “Irkçılığa, Gericiliğe ve Bölücülüğe Karşıyız.” sloganıyla dile getirmektedir. Eğitim İş, Irkçı değil, ulusalcı, gerici değil ilerici, bölücü değil, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden yana bir eğitim sendikasıdır. Bu özellikleriyle eğitim kolundaki sendikalar arasında özel ve seçkin bir yere sahip olan Eğitim İş sendikası, Kemalist eğitimcilerin her geçen gün büyüyen ve güçlenen umut ve direnç kaynağıdır.



17 Ekim 2005 tarihinde yeniden kurulan Eğitim İş, kısa bir süre içinde yurdun dört bir yanında hızla örgütlenmiştir. Mayıs 2009 itibariyle 24 bin üye sayısına ulaşan Eğitim İş sendikası, Türk Eğitim sistemindeki sorunlara bilimsel ve makul çözümler öneren, eğitimdeki gelişmelere yön veren, laik eğitimin yılmaz ve yenilmez savunucusu öğretmen ve akademisyenlerin buluştuğu kutsal bir çatıdır. Kemalist Türk öğretmenleri hızla Eğitim İş’e üye olmaktadır. Hem Türkiye hem de dünya tarihinde bu denli kısa sürede bu denli hızla büyüyen bir başka sendikal yapı mevcut değildir.



Eğitim İş sendikasına üye bir eğitimci olarak sendikanın örgütlenme sürecinde etkin görev almış biriyim. Özellikle İstanbul ayağındaki örgütlenme ve büyüme çalışmalarını diğer yönetim kurulu arkadaşlarımla birlikte halen sürdürmekteyim.



Örgütlenme ve büyüme çalışmaları dışında eğitim sitemindeki sorunlarla ilgili olarak da çeşitli çalışmalara imza atan sendikamız, özellikle din dersleri konusunda çok önemli girişimlerin failidir. Türkiye’de ilk kez Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitapları hakkında inceleme raporları yayınlayan kuruluş, Eğitim İş sendikasıdır. Bu konuda sendikal görevim icabı ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak ders kitaplarını ilk defa 2006 yılında inceleyip basına sundum. 2007 – 2008 ve 2009’da da çalışmamızı güncelleyerek tekrar basına ulaştırdık. Başta Cumhuriyet ve Radikal gazeteleri olmak üzere pek çok gazete ve dergi raporumuzu haberleştirdi. Pek çok köşe yazarı da raporumuzu yazılarına taşıdı.



İlgili raporumuzda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarının bilimsel olmadığını, mezhepçi, ayrımcı ve gerici unsurlar içerdiğini örneklerle ortaya koyduk. Bu konuda pek çok televizyon programında konuk olarak yer aldım.



Yayınladığımız raporumuz ve basında çıkan ilgili haberler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tepkiyle karşılandı. Hakkımda 3 kez soruşturma açıldı. Soruşturmalar sonucunda önce tevbih sonra görev yeri değişikliği ( yani sürgün ) ve kınama cezalarına çarptırıldım. Bir süre ders ücretlerinden mahrum bırakıldım.



Eğitim İş sendikası adına yayınladığımız raporumuzdan hem basın hem de Alevi kurum ve örgütleri kısıtsız ve koşulsuz bir biçimde yararlandılar. Hatta pek çok Alevi örgütünün internet sitesinde raporumuz tam metin halinde yer aldı.



Bu noktada bir başka eğitim sendikası bizim çalışmamızı kendi çalışmasıymış gibi basına sundu. Birebir ifadelerle ve tümüyle aynı cümlelerle raporumuzu olduğu gibi kopyalayan söz konusu sendika, bir emek örgütü olduğu halde emek hırsızlığı yaparak bize ve emek camiasına karşı suç işledi. Söz konusu sendika Eğitim Sen’dir. Bu konuda genel başkan Zübeyde Kılıç ile yaptığım görüşmede son derece ilginç bir diyalog yaşadım. Önce hırsızlığı reddeden Kılıç, sonradan bu çalışmayı Alevi örgütlerinden aldıklarını söylemek zorunda kaldı. Oysa Alevi örgütlerinin internet sitelerinde yer alan çalışma benim adımla yayınlanıyordu.



Eğitim İş sendikası, din dersleri konusunda tavrını açıkça ortaya koyan bir sendikadır. Din derslerinin zorunlu olmasını insan haklarına aykırı görmektedir. Nitekim bu konuda AİHM ve Türk yargısı ( Danıştay 8. Dairesi ) da aynı yönde karar vermiştir.



Sendikamız, yargı kararları paralelinde, ders kitaplarının da mezhepçi, ayrımcı, yanlı ve bilim dışı olduğunu örnekler göstererek kamuoyuna sunmuştur.



Türkiye’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri konusunda yapılacak yeni bir düzenlemede sendikamızın görüşlerinin alınması şarttır. Zira sendikamız ve sendikal kimliğimle şahsım bu konuda tam anlamıyla taraftır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ve ders kitapları konusunda 3 kez soruşturma geçiren ve ağır bedel ödeyen biri olarak yaptığım çalışma ve mücadelenin, ulusumun birlik ve barışı, temel insan hakları ve inanç özgürlüğü kapsamında olduğu mahkeme kararlarıyla da tescil edilmiştir. Bu hususta, zamanında beni bölücülük ve mezhepçilikle yani Alevicilik yapmakla suçlayan MEB müfettişleri yüzünden kamuoyunda itibarımı zedeleyici girişimlerin yaşanmış olduğu kesinlikle unutulacak değildir.



Kimi gerici ailelerin yönlendirmesiyle bir kısım öğrenciler ve onların velilerinin girişimleri sonucu onlarca defa teftişten geçmiş, dersleri sürekli mercek altına alınan, yoğun bir psikolojik baskıya maruz kalan, dinsizlik, bölücülük ve Alevicilik yapmakla suçlanan, tehdit edilen ve zaman zaman can korkusu taşıyan, saldırıya uğrayan, aşağılama ve küfürlere muhatap olan, Din Öğretimi Genel Müdürü İrfan Aycan tarafından yüzlerce öğretmenin karşısında istifaya zorlanan biri olarak bana reva görülen zulmün faillerine ve özellikle de ilgili bakanlık yetkililerine hiçbir zaman hakkımı helal etmeyeceğim.



“Kalsın benim davam, divana kalsın…” diyen Pir Sultan’ımız gibi hakkımı ruz – i mahşerde arayacağım. Fakat asla helal etmeyeceğim.



Uğradığım haksızlık ve saldırılar karşısında daima yanımda yer alan sayın Cemal Şener ve sayın Rıza Zelyut’a, Alevi örgütlerine, Cem Vakfı’na, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığına, sayın İzzettin Doğan ve sayın Ali Rıza Uğurlu dedeme, Karaca Ahmet Dergahımıza, sayın Ali Kenanoğlu`na, Alevi medyasına, Eğitim İş sendikamızın değerli yetkililerine, Cumhuriyet Gazetesine, Ulusal Kanal`a, aydın – demokrat velilerime ve sevgili öğrencilerime en içten teşekkürlerimi sunuyorum.



Bu vesiyleyle, Alevisi, Sünnisi, Şii – Caferisiyle ve inananı - inanmayanıyla tüm Türk ulusunun birlik ve barışının, kardeşlik ve huzurunun her geçen gün daha da artarak devam etmesini yüce Tanrı’dan bir kez daha niyaz ediyorum.





MUSTAFA CEMİL KILIÇ



06/06/2009


Mustafa Cemil Kılıç06.06.2009 13:37:00

Cevaplar

Cevap Gönder

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git