Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

+ Büyük Font | - Küçük Font

Üniversitelerde Açılacak “Kürt Dili ve Edebiyatı” Bölümü Üzerine

Üniversitelerde Açılacak “Kürt Dili ve Edebiyatı” Bölümü Üzerine


 


            Bir süre önce, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın, “Ankara ve İstanbul üniversitelerinde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünün açılması için çalışmalar başlatıldığı, Erbil Üniversitesi ile Paris Kürt Enstitüsü’nden bu konuda destek isteyecekleri” yönünde bir açıklaması olmuştu.  


 


            YÖK’ün konu hakkında hazırlık yaptığı ve niyetinin ciddi olduğu, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay’ın açıklaması ile netleşti. Prof. Omay, 10.06.2009’da basında yer alan açıklamasında şöyle diyordu: “Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde, Kürt Dili ve Edebiyatı ile Süryani Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kurulması için çalışmalarımız sürüyor. Ön hazırlıkları tamamladık. YÖK’e onay için başvuru yapacağız. YÖK`ün onayının ardından bu yıl bu bölümü kuracağız. 2010 yılında 20 öğrenciyle öğretime başlamayı planlıyoruz. Bunun için Irak`ın kuzeyindeki Dohuk ve Kerkük üniversiteleri ile ön anlaşma imzaladık. Kürt Dili ve Edebiyatı için bize hoca desteği verecekler.”


 


            Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne. Türkiye’nin AB üyeliğine kabulü için başlatılan demokratik açılımlar kapsamında olduğu düşünülen Türkiye’deki bazı üniversitelerde “Kürt Dili ve Edebiyatı” bölümünün açılması bağlamında, Erbil, Dohuk ve Kerkük üniversiteleri ile anlaşma yapılması ve öğretmen istenmesi, YÖK’ün de Artuklu Üniversitesi’nin de Kürtçe’ye ilişkin bilgisizliğini ve cehaletini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.


 


            Neden mi? Her şeyden önce Erbil, Dohuk, Kerkük ve Süleymaniye’de eğitim, ilköğretimden üniversiteye kadar Arap alfabeli Sorani Kürtçesi ile yapılmakta, tüm yayınlar bölgenin “resmi dili” olan Sorani lehçesiyle basılmaktadır. Türkiye’deki Kürtlerin konuştukları lehçe ise “Kırmanci”dir ve iki lehçe arasında gerek gramer ve gerekse sözcükler itibariyle büyük farklılıklar bulunmaktadır. Sorani ve Kırmanci lehçeleriyle konuşanlar, ancak tercüman ile anlaşabilmektedirler. Her ne kadar Dohuk bölgesinde Kırmanci/Bahdini lehçesi konuşulmakta ise de eğitim ve yazı dili Soranice’dir.  


 


            Bu nedenle, Türkiye’nin herhangi bir üniversitesinde açılacak “Kürt Dili ve Edebiyatı” bölümüne destek amacıyla, Arap alfabeli Sorani lehçesi ile eğitim veren Irak’ın kuzeyindeki üniversitelerle anlaşma yapılması veya oradan öğretim üyesi transfer edilmesi anlamsızdır ve bunun hiçbir yararı da olmayacaktır. YÖK’ün veya ilgili üniversitelerin bu gerçeği bilmemesi(!) düşündürücü olduğu kadar, vahimdir de.   


 


            Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Omay, açıklamasında ayrıca; “Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde görev almak üzere Diyarbakır Dicle ve Ankara Bilkent üniversitelerinden 2 öğretim üyesini kadrolarına aldıklarını ve bu 2 öğretim üyesinin Kürt Dili ve Edebiyatı üzerine çalışması bulunan akademisyenler olduğunu” da ifade ediyor.


 


            Rektör Omay’ın bahsettiği “akademisyen”lerden Yrd. Doç. Dr. Selim Temo Ergül de, “Kürtçe`nin Kırmanci, Sorani, Zazaki ve Gorani olmak üzere 4 lehçesinin bulunduğu, her yönüyle eğitime hazır oldukları” beyanında bulunuyor.


 


            Artuklu Üniversitesi’nde açılacak Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde görev alacak olan S. T. Ergül ve diğer “akademisyen”ler, eğer siyasi Kürtçü ideologların ileri sürdükleri tezleri dillendirip, öğrencilerini bu temelsiz ve bilim dışı tezlere göre eğiteceklerse, Türkiye’nin ve Türkiye toplumunun geleceği için böyle bir bölümün açılmaması daha hayırlı olacaktır. Zira Kürtçü ideologların, Türkiye’nin doğusunda konuşulan ve Kürtçe (Kırmanci, Sorani) ile hiçbir ilgisi bulunmayan Zaza dili ile Irak ve İran’da konuşulan Goran (Hewrami), Şebek, Lur, Lek, Beluci, Bahtiyari vb. dilleri “Kürtçe’nin lehçesi”, bu dilleri konuşanları da “Kürt kökenli” diye propaganda edip, Kürt nüfusunu alabildiğine kalabalık gösterme gayretleriyle belli bir siyasi amaç güttükleri aşikârdır.


 


            Hiçbir kanıt ortaya konulmadan, Zazaca’nın veya Goranca’nın “Kürtçe’nin lehçesi” olduğunun iddia edilmesi, bilimsellikle asla bağdaşmayan önyargılı bir tutumdur ve bu tutum, sadece ve sadece siyasi Kürtçü ideolojiye hizmet etmektedir. Zazaca’nın, Kürtçe’nin dışında ayrı bir dil olduğu gerçeği, 150 yıldan beri pek çok yabancı bilim adamı (Oskar Mann, Karl Hadank, David N.MacKenzie, V. Minorsky, Joyce Blau, Terry Lynn Todd, Garnik Asatrian, C.M. Jacobson, Jost Gippert, M.Sandonato, vd.) tarafından da dile getirilmiş ve bu konuda onlarca dilbilimsel kitap ve makale yazılmıştır. Bununla birlikte, Şeref Han, Kamuran Ali Bedirhan ve Cigerxwin gibi bazı Kürt tarihçi ve dilcilerinin de Zazaca’yı Kürtçe’nin dışında tuttukları bilinmektedir. Zaza yazarlarının da bu yönde çok sayıda araştırmaları yayınlanmıştır. Konuya ilgi duyanların söz konusu çalışmaları göz ardı etmemeleri icap etmektedir.     


 


            AB üyeliği amaçlı demokratik açılımlar bağlamında, üniversitelerimizde eğer bir “Kürt Dili ve Edebiyatı” bölümü açılacaksa, Paris Kürt Enstitüsü’nden yahut Erbil, Dohuk, Süleymaniye ve Kerkük üniversitelerinden icazet alarak, Kürtçü ideoloji zihniyetli öğretim üyelerinin transfer edilip bu bölümde görevlendirilmeleri gibi bir hataya düşülmemelidir. Diğer yandan, “Kürt Dili ve Edebiyatı”, “Süryani Dili ve Edebiyatı” bölümlerine mukabil, Fırat, Bingöl veya Tunceli üniversitelerinden birinde “Zaza Dili ve Edebiyatı” bölümünün açılması, bölgede denge sağlanması açısından gereklidir.   


 


Sinan Sungur


sungur69@gmail.com


Sinan Sungur19.06.2009 12:12:00

Cevaplar

Cevap Gönder

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git