KARACAAHMET SULTAN DERNEĞİ
Şu an buradasın: > Araştırmalar > Alevilik Olayı

Abbasiler Dönemi

Ümeyyeoğullarını yani Emevilerin Ali’ye ve taraflarına uygun gördükleri zulüm ve ihanete karşılık, Abbasoğulları, ehlibeytin desteğiyle hilafet makamına geçti.

Emevilerin zulmü sürüp giderken onlara karşı direnme ve özellikle Kerbela katliamının öcünü alma isteği de güçleniyordu. Horasan ülkesindeki başkaldırıya önderlik eden Eba-Müslim halktan Ehlibeyt adına biat almaya da başlamıştı.

Emevilerin zulmüne 90 yıla yakın bir süredir dayanan halk akın akın Eba-Müslim’in açtığı Ehlibeyt sancağının arkasında toplanıyordu. İşte bu güç, Emevi hilafetini alt üst etti:Ehlibeyt, hakkı olan hilafeti nihayet elde etmişti.

Fakat, durum böyle devam edemedi. Hz. Muhammed’le amca çocuğu olan Abbas’ın soyundan gelen Abbasoğulları iktidara geçince, hilafeti Ehlibeyt adına almalarına rağmen kendilerine en büyük rakip olarak Ali evladını gördüler ve onlara zulme başladılar. Hatta bu zulüm, o kadar   büyüdü ki, zaman zaman Eemevilerinkini bile gölgede bıraktı.

Başta Şia ve Meval-i Müslüman (köle Müslüman) denen Arap olmayan Müslüman çoğunluğun desteğiyle başarıya ulaşan Eba-Müslim, seffah ya da kan dökücü lakabıyla anılan ikinci Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından 457 (137)  tarihinde öldürüldü.

Ehlibeyt adına, Ehlibeyt düşmanlarına karşı mücadele ederek hilafet makamını elde eden Abbasoğulları 2. Abbasi halifesi Mansur ile Ehlibeyte düşmanlık etmeye başladı. Bu zulümden Ehlibeyt dışındaki İslam bilginleri de nasibini aldı.

Abbasiler  Ehlibeyt yanlılarına karşı kitle katliamlarına da giriştiler. Bir kısım ehlibeyt diri diri toprağa gömülür, ateşe atılırken bir kısmı da yapılan binaların duvarlarında taş niyetine kullanılarak öldürüldü.

Abbasilerin bu dizginsiz zulmü, ancak, Moğol akınlarıyla yıkıldıklarında 1258 (656) sona erdi.

Şimdi de bu dönem boyunca hüküm süren Abbasi sultanlarına kısaca bir göz atalım.

Abbasi Halifesi Harun Reşid, 23Harun Reşid, tahtına oğlu Emin’i veliaht  yapmış, sonra da öteki oğlu Memun’un hükümdar olmasını kararlaştırmıştı. Ülkeyi iki oğlu arasında bölmüş,  doğu kısmını merkezi Merv şehri olmak üzere Memun’a,  batıyı merkezi Bağdat olmak üzere Emin’e vermişti.

Savaşı kazandığı takdirde hilafeti Ebu Talip soyuna (yani Ali soyuna)  vereceğini ilan eden Memun, o sırada Ali soyundan sekizinci imam olan İmam Rıza’yı  Merv şehrine çağırdı.(11)

 

Memun, İmam Rıza’dan bayram namazını kıldırmasını istedi. Fakat bu davranışı kısa sürede ciddi bir soruna yol açtı.

Emeviler ve sonra da Abbasiler döneminde halifelerin namaza gidişleri çok şatafatlı olurdu. Birer güç gösterisi olan namaz öncelerinde halife,  altınlarla mücevherlerle süslü bineğine biner, en ihtişamlı giysilerini giyer, en pahalı ziynet  eşyalarını takardı.

Memun’un, özel bineğini bu kez İmam Rıza’nın  kapısına kölelerle gönderdi, fakat, İmam bineğe binmedi. Çıplak ayakla elinde asasıyla “Allahü Ekber” diye tekbir getirerek yürüdü. İmamı bu halde gören Memun’un adamları da bineklerinden indi. Ayakkabılarını çıkartarak İmam ve çevresindekiler gibi çıplak ayakla yürümeye başladılar.

İmamın bu şekilde mescide yürüyüşü kitleyi çok etkiledi. Öte yandan, tekbir getirerek yürüyen şehir halkı da Memun’un  adamlarını korkutmuştu. Ne olacağını bilemedikleri için hükümdarlarına haber verdiler. Bunun üzerine Memun  imama derhal;

Memun, İmam Rıza’yı kendine veliaht tayin ettikten sonra, kızı Ümmü Habibe’yi imama, öbür kızı Ümmü Fazl’ı da oğlu Muhammet Taki’ye verdi.

Kardeşini öldürüp tahta tek başına geçen Memun İmam Rıza’yı önce veliaht yaptı, ardından da zehirletti.

Abbasiler, Haşimiler’dendi. Fakat en büyük rakipleri de gene Hamişiler’den Ali soyu idi. Emevilerin yıkımı ile Ali soyunun kıyımı bitmemişti. Arap olmayan Müslümanlar, yani Şia’nın ezici çoğunluğu onlara bağlı idi.

Abbasilerin herhangi bir mezhepten olduğu söylenemez. Bazen Ali ve Ehlibeyte yakın göünüyorlar, bazen de onların ileri gelenlerine her türlü kötülüğü yapıyorlardı. Hatta Şia’nın aleyhine bazı mezhepleri tutma yoluna bile gidiyorlardı. Cafer-i Sadık’a karşı Mansur, İmam Musa-i Kazım’a karşı Harun Reşid böyle davranmıştı. Memun ise yukarıda gördüğümüz gibi hepsinden farklı bir yol denemişti.

Abbasi halifesi Mu’temid on birinci

 

Bu aranan İmam,Son Abbasi halifesi Elmustasim Billah zamanında Moğol Hanı Cengiz’in torunu Hülagu Han Bağdat’ı zaptetti. Halifeyi bir çuvala koydu ve süvarilerinin ayakları altında ezdirerek öldürttü. Böylece Abbasi devri sona erdi.

Abbasi Halifeleri; Irak ve Bağdat ile Kahire olmak üzere iki dönemde incelenir. Bağdat’taki, hilafete Moğollar Mısır’daki hilafete ise Osmanlılar son verir.(13)

MEZHEPLER VE TARİKATLAR

Kur’an-ı Kerim’de mezhep veya tarikat diye bir kavram yoktur. Hz. Muhammed  veya Hz. Ali’nin de herhangi bir   mezhepten olduğu söylenemez.

Mezhepler, Dört Halife döneminden sonra Kur’an-ı Kerim’in farklı yorumlarından ortaya çıkmıştır.

Bu sadece İslam dini için değil, diğer dinler için de geçerlidir. Dinler tarihi incelendiğinde görülecektir ki,İşte İslam dininin başına gelen de budur. Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber hadislerinin, daha sonra başa geçen halifeler tarafından farklı yorumu, farklı dinsel  faaliyetler ortaya çıkarmıştır. Bunların giderek kurumsallaşması da mezhepleri, tarikatları doğurmuştur.

İslamda Emevi ve Abbasi dönemleri İslamiyetin farklı bir uygulamasıdır. Bunlara sürekli olarak karşı çıkan Ehlibeyt ise İslamiyeti başlangıçtaki biçimiyle uygulamaya çalışmıştır.

İslam dininde Kur’an’ın ve hadislerin yarıya daha sonra geçirilmiş olması, bu farklı yorumlar için gerekli ön şartları yaratmıştı.

Gölpınarlı’ya göre, Kur’an Hz. Peygamberin ölümünden sonra Hz. Ali tarafından toplanıp yazılmıştır. Tertibi ise,  bizzat Hz. Muhammed tarafından yapılmıştır.

Ayrıca, 1. halife Ebubekir zamanında da,  sahabeden bir heyet Kur’an-ı Kerim’i yazıya geçirmiştir.(14)

Bu Kur’an’ın daha sonra yaktırıldığına ilişkin iddialar da vardır. Hz. Muhammed’in çeşitli konularda İslami hayatı anlatan görüşleri olan hadisler de Hz. Muhammed’in ölümünden sonra yazıl ıhale getirilmiştir.

Kur’an gibi hadislerin doğruluğu yanlışlığı sorunu da İslam tarihinde hayli tartışma konusu olmuştur. Mesela Ebubekir, hadislerin yazıya geçirilmesini şiddetle yasaklamış, topladığı beş yüz hadisi daha sonra yaktırmıştır. (Keuz’ül Ummal; s. 237)

İkinci halife,Emeviler zamanında Hz. Ali ve Ehlibeyt aleyhinde güdülen    siyaset bir dizi yalan hadisin ortaya çıkmasına sebep olmuş, böyle olunca da ortaya çeşitli mezhepler çıkmıştır.  Mezheplerle birlikte görülmeye başlayan görüş ayrılıkları ise, temel ilkelerden çok, pratik meselelerle ilgili olmuştur.

Bu mezheplerden dördü büyük mezhep sayılır. Hanefi,  Hanbeli, Maliki ve Şafii.  Adlarını kurucularından alan bu mezhep yanlılarına göre dördü dışındaki mezhepler İslamiyet içinde sayılamaz.

Bunlarda görülen farklılıklar, ibadet biçimleri ile fıkıh (hukuk) anlayışında ortaya çıkar. Peygamber sağlığında duruma göre temel inancı sarsmayan davranışlarda bulunur, yol gösterirdi. Ölümünden sonra bu davranışların kurallaşması yoluna gidildi. Peygamberin söylediğini söylemek, yaptığını yapmak sorun uonları birer mezhep durumuna soktu.

Tabi bu farklı yorumlar, farklı toplumsal yapı ile de birleşince apayrı şeyleri ortaya çıkarabildi.  diğer birini taklid edebilir; bu hususta hiçbir beis yoktur.

2-Şia-i İmamiyye-i İsna-Aşeriyye diye tanınan Caferi mezhebine gelince: Bu mezhebin hükümleri ile ibadet,Dört mezhebin dışındaki mezhepler, hakim olan İslami çevrelere göre kabul edilmez.  Hatta bu dört mezhep dışındakiler “hak” mezhebi olarak kabul edilmez. Onlara kötü davranılır. Bir çok dini savaş bu sebepten çıkmıştır. Mesela:Beşinci mezhep olarak kendini tanıtan Hz. Ali soyundan gelenlerden İmam Cafer’in kurduğu kabul edilen Caferi mezhebi diğer mezhep mensuplarınca mezhep olarak kabul edilmez. Ve gavur, yani, gayr-i müslim muamelesine tabi tutulur. Caferi mezhebi içine ise; İslam içindeki Şii ve Alevi diye nitelenen Müslümanlar girer. Bu dört mezhebin dışında; Selefiye, Marüdiye ve Eş’ariye adında üç mezhep daha vardır. Fakat  İslam ülkelerinde en yaygın olan beş mezheptir.

Bugün, bir kutsal kitaptan (Kur’an) kaynaklanmış olmasına rağmen tarihçiler ve din bilimcileri toplam; 7(HANEFİ MEZHEBİ)

İmam-ı Azam, Hanefi mezhebinin kurucusudur. Kûfe’de miladi 690 tarihinde doğmuştur.  Yezid, İmam-ı Azam’a Kûfe kadılığını teklif ederse de imam bunu kabul etmez. Yezid, bu davranışının cezası olarak başına yüz kamçı vurdurur.

Abbasilerden Halife Mansur da kendisin ekadılık vermek ister.  Ancak İmam-ı Azam onu da kabul etmez. Mansur İmamı  zindana atarak kamçılatır. Hanefi mezhebinin kurucusu, bu zindan hapsine dayanamaz ve Miladi 767 tarihinde ölür.

Hanefiler İslamiyet içinde sayısal olarak çoğunluğu oluşturur. Müslümanların %50’sinin  Hanefi mezhebinden olduğu kabul edilir. Ülkemizde de hakim mezhep, halk arasında Sünnilik denilen Hanefi Mezhebidir.

İMAM ŞAFİİ (ŞAFİİ MEZHEBİ)

Şafii Mezhebinin kurucusudur. Asıl adı,  Mehmet bin İdris’tir. Gazze’de miladi 767 tarihinde doğmuştur. Aslen Kureyş kabilesine mensuptur. Miladi 820 tarihinde Mısır’da ölmüştür.

Fıkıh Usulü’nü ilk kuranın İmam Şafii olduğu söylenir. Mezhebi esas olarak Mısır’da yayılmıştır. Bu mezhep dünyadaki Müslümanların yüzde 10’unu oluşturur. Ülkemizde Şafii mezhebine mensup Müslüman sayısı azdır. Şafii mezhebi daha çok Kürtler arasında yaygındır.

İMAM MALİK (MALİKİ MEZHEBİ)

Maliki mezhebinin kurucusudur. Yemen’de, miladi 714  tarihinde doğmuştur. Zamanın halifesi kendisinden haksız bir fetva istemiş, vermeyince 70 kırbaç cezası almıştır. Miladi 790’da 76 yaşında ölmüştür. Müslümanların yüzde 3’ü O’nun mezhebindendir. Daha ziyade Kuzey Afrika, Endülüs, Mısır ve Sudan’da yayılmıştır. Mensupları Türkiye’de yok denecek kadar azdır.

İMAM HANBEL (HANBELİ MEZHEBİ)

Hanbeli mezhebinin kurucusudur. Miladi 781 tarihinde Bağdat’ta doğmuştur. O da diğer mezhep kurucuları gibi mezhebini yayınca halifeler tarafından takibe uğramış, hapse atılmış, çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Halife Mütevekkil zamanında itibarı artmıştır. Müslümanların yüzde 7’sini kapsayan bu mezhep daha çok Suriye, Filistin ve Hicaz’da yaygındır. İmam Hanbeli miladi 885’te Bağdat’ta ölmüştür.

Copyright © 2011 KARACAAHMET SULTAN DERNEĞİ | Tüm Hakları Saklıdır.
 
AKSİSNET BİLİŞİM