Karaca Ahmet Sultan
ANA SAYFA SİTE İÇİ ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
ÇALIŞTAY İZLENİMLERİ

ÇALIŞTAY İZLENİMLERİ

Tarih 05 Nisan 2010, 18:22 Editör

7.inci Alevi Çalıştayı yapıldı.
En acemi katılımcı olarak "ilk kez katılıyorum" o çalıştayda yaşadıklarımı ve de çalışmalarla ilgili olarak gelinen son durumu sizlere paylaşmayı düşündüm.

Umarım sürece katkı sağlar.
Karmaşık düşüncelerle katıldığımı söylemeliyim o toplantıya.
Ayağımın biri içerde öbürü dışarıda gibiydi sanki…
Çalıştayın tek yalnız kişisi bendim belki de …
Keşke Ali Balkız, Ercan Geçmez ve de eşinin hastalığı nedeniyle çalışmalara katılamayan Çelebi Veliyettin Ulusoy’da olsaydı bu çalıştayda diye düşündüm hep.
Ama, yoklardı.
Ve de kim ne derse desin, nasıl bir tepki verirse versin o kişilerin olmayışı çalıştayın giderilemeyen bir eksikliği idi …
Keşke yapılan davete onlar da uysalar tepkilerini gelip o salonda gösterselerdi diye düşündüm hep.
Her yiğidin yoğurt yiyişi ayrı olurmuş derler ya, onlar da yoğurdu öyle yiyorlarmış meğer.
Ne denilebilir ki…
Alevi Bektaşi inancı içerisinde kümelenen grupların hiç birisinin içinde değilim, bu ayrıcalığım oradaki konumumu daha da zorlaştırdı.
Her grup kendi içerisinde strateci belirliyor, belirlenen o strateci içerisinde oturumlarda konuşmalar yapıyordu.
Daha önceden tanıdığım ve de kendime yakın bildiğim birkaç kişi vardı bu çalıştayda, üzülerek söylemeliyim onlarla bile aramızda doğru dürüst bir iletişim olmadı.
Uzaktılar her nedense…
Bu psikoloji içinde çalışmalara katıldım.
**
Ortam gerçekten de gergindi çalışmaların ilk gününde.
Bir yanda Dinayetin ağır topları ve de ilahiyatçılar. Öbür yanda Akademisyenler, eski ve de yeni millevekilleri, gazeteci ve de sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve de Alevi ve Bektaşiler, vakıf ve örgüt temsilcileri, dede ya da babalar.
Ve de tam karşımda da Zaman gazetesi yazarı Ali BULAÇ.
Birbirini öcü gören, bir arada olmaları hayal bile edilemeyen kişiler aynı salonda.
Öyle bir birliktelik işte…
Müzakeresi yapılan birinci konu, “Aleviliğin çerçevelendirme” konusu, gerilimi üst noktalara taşıdı.
Her an her şey olabilir, toplantı sonlanabilirdi belkide.
İşte bu noktada, Arif Sağ gerçeği çıktı ortaya…
Zoru kolay eyleyen bir Arif Sağ …
Hiç böyle görmemiştim O’nu.
Akıl, mantık, sevgi ve hoşgörü gibi kavramları sanatçı kişiliği ile birleştiren ve de devleşen ve de sempatikleşen bir Arif Sağ vardı orada.
Türkü olup dağladı, sevgi olup bağladı orda olanları birbirine…
Bir tılsımdı.
Büyü mü yaptı ne!..
Yüzler güldü, gözler parladı…
Umutsuzluk umut olup gönülleri kapladı…
**
İşte size 7.Çalıştayın tartışmasız üç kahramanı.
Faruk Çelik, Nejdet Subaşı ve de Arif Sağ…
Devlet Bakanı sayın Faruk Çelik hükümetin bir üyesi gibi değildi sanki orada, bizler gibi katılımcı görünümündeydi.
İyi niyetliydi ve de somut bir sonuca ulaşılmasını hepimizden daha çok isteyen ve de o çabayı gösteren bir görünümdeydi.
Kibir yoktu.
Hükmeden, hiç değildi.
Samimi oluşu, sadeliği ve içtenliği ve de sivilliği ile örnek bir davranış sergiledi.
Nejdet Subaşı,
Bu çalışmaların moderatörü.
Toplantıyı iyi yönetti olumsuzluklara fırsat vermedi, sabırlı ve de özveriliydi.
Arif Sağ, tek kelime ile şahaneydi, katalizör görevi yaptı..
**
Çalıştay süresince hayal kırıklığı yaşadığım gelişmeler de olmadı değil.
Çalıştaya Pir Sultan Abdal Dernekleri ile Alevi Kültür Dernekleri temsilcilerinin de çağrılması gerektiğini söylediğimde, Alevi Bektaşi kuruluşları temsilcileri sıfatı ile toplantıya katılan katılımcıların koro halinde şahsıma gösterdiği tepki şaşırtıcıydı.
Benim eleştirim sayın Bakan ve de sayın Subaşına yönelikti, oysa, tepki Alevi Bektaşi kimlikli katılımcılardan geldi.
Anlaşılmaz bir durumdu benim için…
Gördüm ki,
Yara derindi…
Yine Alevi ve Bektaşiliği Allah, Muhammed, Ali üçgeni içinde yorumlayan anlayışa karşı çıktığımda da aynı yalnızlığı yaşadım.
Eğer Alevi ve Bektaşilik yalnızca Allah, Muhammed, Ali ise biz niye buradayız, Cem Evlerini, Dedelik müessesini niye tartışıyoruz ki, Hacı Bektaş Veli olmadan, koyduğu ilkeleri bilmeden Aleviliği nasıl tartışabiliriz diye konuştum.
O sıralamada Hacı Bektaş Veli adının olmayışını bir eksiklik olarak gördğümü belirttim
Hacı Bektaş Veli olmasa Bektaşilik olurmuydu diye sordum…
Bu görüşüme de destek verilmeyişi, dedeyim ya da babayım diyenlerin sessiz kalışları gerçekten de Hacı Bektaş Veli adına bir vefasızlık, benim için de hayal kırıklığı idi…
**
Çalıştayın gündeminde yer alan ve de üç gün boyunca tartışılan kimlik ve beyan sorunları, “Diyanet işleri Başkanlığı, zorunlu din dersleri, Madımak oteli düzenlemesi, Cem evleri statüsü, İnanç rehberleri” Dedelik konularında genel bir mutabakat sağlanması önemli bir gelişmeydi.
Bu süreçte söz alan herkes birbirini kırmamaya her sözcüğü seçerek konuşmaya özen gösterdi.
Dinayet temsilcileri bazı kaygılarını ince bir üslupla dile getirdi.
Söz alan konuşmacılar bazı konuların hayata geçebilmesi için yasal düzenlemelere gereksinim duyulabileceğini söyledi
Alevilerin de kendi inançlarını istedikleri gibi yaşama hakları olduğunu, bunu doğal buldukların da açık seçik ifade etti
Şu sözler dikkat çekici.
“Mademki, Aleviler ittifakla bizde namaz yoktur, camiye gitmeyiz, biz ibadetimizi niyaz olarak cemevinde icra ederiz, bu yüzden cemevlerine “ibadethane” statüsü verilsin diyorlar, bunu öylece kabul edip, bu talebi yerine getirmekten başka çare yok”
Bunu ben söylemiyorum.
Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç söylüyor bunları
Şaşırtıcı değil mi?
Doğrusu bu çalıştaya giderken Sünni kesimin sorunlarımıza bu denli sıcak yaklaşacağı kanısında değildim.
Adeta bir savaş olur beklentisi içindeydim.
Yanılmışım.
**
Konuşulan ve de tartışılan tüm konularda çalıştayca varılan ortak mutabakat, Alevi ve Bektaşi insanımızın ve de Alevi ve Bektaşi kuruluşlarımızın istemlerini karşılar nitelikteydi…
Gelinen nokta var olan umutları daha da yeşertti…
Farklı düşüncelerle ayrıldım o çalıştaydan.
Mutluydum.
Çalıştay süreci içinde hak etmediğim övgüler için teşekkürler.
Umarız her şey gelecekte daha da güzel olur.
İyi bir beraberlikti.
Çok şeyler yaşadım o üç günde.
Alevileri ve de Aleviliği satmadım, utanacağım hiçbir söylemde de bulunmadım
İlanen duyurulur…
7. Çalıştayın saygı değer katılımcılarını tanıma, onlarla beraber olabilme bir şanstı benim için.
Hacı Bektaş Veli diyarı SERÇEŞMEDEN selam ve saygı hepsine de …
 4. ŞUBAT.2010. HACIBEKTAŞ
 
Nafiz ÜNLÜYURT

Bu haber 213 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

MART 2010 (SAYI: 78)

ÖRNEK BİR ÜLKE TUNUS

ÖRNEK BİR ÜLKE TUNUS Hem Modern, Laik Cumhuriyet... Hem İslamiyet...

"TÜRK ALEVİLİĞİ" ÜSTÜNE...

"Türk Aleviliği" gazeteci-yazar Rıza Zelyut'un son kitabının adı. Zelyut'un bundan önceki kitabının adı ise...

GALERİ

ANKET

Yeni Anayasada Diyanetin durumu ne olmalıdır?




Tüm Anketler

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu