CEVAP: Alevilik, son 15 yıldır kullanabildiği tüm iletişim araçlarını kullanarak kendini ifade etmeye çalışıyor. Çünkü Alevilik, Osmanlı;da yasak olan bir İslami yorumun adıydı. Cumhuriyet ile ilk defa meşru oldu. Ama bu da fazla uzun ömürlü olmadı.
İnançların tanımlanmaya gereksinimi yoktur. İnançlar, insanlar ya da bilgi edinmek isteyenler tarafından öğrenilmeye çalışılan olgulardır.
Alevilik’in de tanımlanmaya ihtiyacı yoktur. TıpkıHanefilik, Şafilik veŞiilik gibi. Ya da Ortodoks, Katolik, Protestan, Anglikan vs. inançları gibi…
İslam’daHanefilik nasıl ki İmam Hanefi’nin İslamiyet’i yorum tarzı ise, Şafiilik nasıl ki İmam Şafi ve onun öğrencilerinin İslamiyet’i yorum tarzı ise, Alevilik de İslamiyet’in Ehlibeyt denilen Hz. Muhammed’in hane halkı olan Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve onların iz sürücülerinin islamı yorum tarzıdır.
Alevilik, Allah’a, Muhammed’e ve Ali’ye inanan, Kuran’ı kendi kutsal kitapları kabul eden bir yorumun adıdır.
İslamiyet, Hz. Muhammed’in Hakk’a yürümesinden sonra daha önce var olan çelişkilerin çatışmaya dönüşmesine kısa zamanda sahne olmuştur. Bu çelişkilerin faturasını ise en ağır şekilde Ali yakınları ödemiştir.
Bu çelişkiler İslamiyet’in yayıldığı coğrafyalarda yayılmıştır. Örneğin; Türklerin Arap dini olan İslamiyet’i hemen kabul etmemeleri kendilerine çok pahalıya mal olmuştur.
Bu çelişkiler sonucu İslam içinde Hz. Muhammed’den sonra Hz. Ali ve yandaşları dışında oluşan yorumlar olan mezhepler İslam içinde iktidarı ele geçirmişler ve yüzyıllar boyunca egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Bu durum Arap coğrafyasında olduğu gibi, Osmanlı coğrafyasında da uzun yıllar devam etmiştir.
Tarih boyunca Alevilik’e yönelik her tür olumsuzluk İslam adına yapılmıştır. Alevilik açısından kendilerine yönelik dinsel şiddetin kaynağı tarih boyunca hep İslam adına yapılmıştır. Aleviler adeta İslam bu ise biz İslam değiliz deme noktasına gelmişlerdir.
İşte ülkemizde son yıllarda Alevilik’in bu toplumsal özelliğinden faydalanarak bazı kişiler Alevilik’in bu toplumsal tepkisini; “O halde Aleviler İslam mı, değil mi? Alevilik din mi, değil mi? Aleviler’in İslamiyet ile ilişkisini yeniden değerlendirelim” gibi yönlendirmelere yönelmişlerdir. Halbuki bu durum her dinin içinde görünen olaylardır. Bu farklılıklar olmasaydı hiçbir dinde mezhep ve tarikat olmazdı. Musevilik içinde olduğu gibi Hıristiyanlık içinde de birbirinden çok farklı yorumlara sahip yorumlar vardır. Avrupa’da Ortaçağ’da yüz yılı aşkın zaman süren din savaşları Hıristiyanlık içindeki bu farklı yorumlardan kaynaklanmıştır. Adına din savaşları denilen savaşlar olmuştur.
İslamiyet içinde de bu farklılıkların olması gayet doğaldır. Alevilik’i tanımlarken İslam’ın beğenmediğimiz yorumlarıyla kıyaslayıp İslam ile ilişkisini anlayamayız. Adres klasik Alevi kaynaklarıdır. Orada ise Alevilik İslam’ın sevecen, hoşgörülü, eşitlikçi, özgürlükçü bir yorumudur.
Alevilik’e inanan milyonların Alevilik’in yeniden bir tanımı diye bir sorunu yoktur. Bu sorun anne ve babası Alevi olan ya da olmayan ama Alevilik’e dinsel olarak inanmayan bazı kişilerin sorunudur. Alevilik’i kendi ideolojik-siyasi çizgilerine yaklaştırma kaygısından kaynaklanan bir çabadır. Yoksa; Elbistanlı Alevi ile Edirneli Alevi’nin inancı arasında özde hiçbir fark yoktur. Tunceli’deki Alevi Dedesi ile Kaz Dağı’ndaki Çepni Türkmen Dedesi’nin yaptığı Cem özde aynıdır. Alevilik’in hiçbir temel kavramında inançlı Aleviler arasında özde bir fark yoktur.
Alevilerin Alevilik’i tanımlama diye bir sorunu yoktur. Alevilerin sorunu, kendi inançlarını insan haklarının bir parçası olarak özgürce ifade edememeleri sonucudur.