CEVAP: Hükümet, yine bir süredir AİHM kararı ile birlikte okullarda ALEVİLİĞİN de ders olarak okutulacağını açıkladı. Bu gelişme daha çok ABnin baskıları sonucu oldu. Yoksa bu duyarlılığın hükümetten kaynaklandığını sanmak safdillik olur.
Zorunlu Din Dersleri, 12 Eylül Darbesi döneminde konuldu. Artık laik devletimizin hem resmi dini hem de resmi mezhebi olmuştu. Resmi dini İslam, resmi mezhebi ise, Hanefilik’ti.
Hanefi olmayan Aleviler, Şiiler ve diğer inanç mensupları yok sayıldı.
9 Temmuz 1990 tarihli genelge ile Hıristiyan ve Musevi çocukları dilekçe ile bu dersten muaf olabiliyor. Ama Aleviler için durum değişmedi. Alevi çocukları zorla inanmadıkları ibadet biçimini öğrenmek ve uygulamak zorundadır. Aksi halde sınıflarını geçemezler.
Aleviler inançları gereği camide kılınan 5 vakit namazı kılmazlar. Camiye gitmezler. 30 gün tutulan Ramazan orucunu tutmazlar. Böyle olduğu için, okulda rahatsız edilmektedirler. Bu uygulama ne inanç özgürlüğüne ne de insan haklarına sığar.
Söz konusu edilen, Alevilik Dersleri nasıl verilecektir? Dersin kitabını kim hazırlayacaktır? Bu dersi kimler verecektir?
Eğer Alevilik dersi, mevcut kitapların içine üç-beş cümle veya üç-beş paragraf ilave edilecek bir uygulamadan ibaret olacaksa; bu uygulama olayı geçiştirmekten başka bir şey değildir. Bu yasak savmadır. Bu durum mevcut uygulamayı meşrulaştırmak isteminden başka bir anlam taşımaz.
Alevilik İslamiyet’in Türkçe konuşmasıdır. Alevilik İslamiyet’in Türkçe yorumudur. İbadetin dili tümüyle Türkçe’dir. Ama Türkiye’de okullarda İslamiyet’in Türkçe konuşması olan Alevilik yasaktır.
Bırakalım Avrupa’yı, ülkemizde azınlık sayılan ve sayılmayan Hıristiyanlığın değişik yorumları olan; Katoliklere, Ortodokslara, Protestanlara, Keldanilere, Süryanilere, Nasturilere kendi dillerinde ibadet serbesttir ama, Alevilere Türkçe ibadet yasaktır.
Bu ayıp ta ülkemiz yöneticilerine yeter.
Aleviliğin okullarda öğretilmesi bu saatten sonra adeta bir ucubeye çevrilmemelidir. Alevilik okullarda doğru düzgün öğretilmelidir. Milyonlarca insanın beklentileri ile adeta alay edilmemelidir.
Bu uygulamanın düzgün biçimi kanımca şöyle olmalıdır.
Alevilik Ders Kitabı mutlaka ama mutlaka Alevi kökenli uzmanlar tarafından hazırlanmalıdır. Bu konuda yeterli kadro ve çalışma mevcuttur. Nasıl ki bir Hıristiyan’a Şafii kökenli birinin kitap yazması uygun olmaz ise, bir Hanefi’ye bir Musevi’nin ders kitabı yazması uygun düşmezse bir Aleviye de bir Vehabi’nin ders kitabı yazması uygun düşmez.
Neden Vehabi diyorum. Çünkü bugün Milli Eğitim’de ve Diyanet İşleri’ndeki hakim anlayış Vehabi Müslümanlığı yani Suudi Müslümanlığıdır. Bu İslami anlayış ise Aleviliğe yüz seksen derece aykırıdır.
Aleviliği öğretecek derslere mutlaka ama mutlaka Alevi kültürü içinden gelen öğretmenler tayin edilmelidir. Milyonlarca insanın beklentileri ile adeta alay edilmemelidir. Böyle olmazsa hiç olmasın daha iyidir. Tabii “Zorunlu Din Dersleri” adı altında verilen “Zorunlu Sünnilik Dersleri” Aleviler için olduğu gibi hiçbir öğrenci için “zorunlu” olmamalıdır. Bu derslerde Alevilik’te seçimlik olmalıdır. Din dersleri zorunlu değil seçimlik olmalıdır. Zorunlu din dersi demek devletin bir dinin ya da mezhebin taraftarı olması demektir. Halbuki çağdaş laik demokrasilerde devletin dini olmaz. Vatandaşın dini ya da mezhebi olur. Devlet inançlar konusunda tarafsızdır, hakemdir.
Devlet farklı inançlara mensup yurttaşları arasında ayrım yapamaz. Yaparsa devlet laik olamaz.